Sizin Tek Bildiğiniz Koyun Gütmekmiş!

33 ay önce yerel seçimlerin hemen ardından başlatılan ve bugün artık milletvekillerine kadar uzanmış bulunan bu KCK operasyonları ve tutuklama terörüyle kelepçelenen BDP yöneticilerinin, belediye başkanlarının, insan hakları savunucularının, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin tam sayısı artık bilinmemektedir. Başbakan Erdoğan’ın daha birkaç gün önce “buraya niye geldin dağa çıksaydın!” diyerek ihbar ettiği Leyla Zana’nın ev ve bürosunun basılması, özel yetkili savcıların ve mahkemelerin siyasal iktidarla ne kadar iç içe çalıştıklarını bir kez daha kanıtlamıştır.


Bölgesel Gerilim Artarken TC Politikalarına Antiterör Söylem Yön Veriyor

ABD’nin Irak’tan çekilmesi ile başlayan süreç, bölgesel planda yeni bir dizilişin söz konusu olduğu ve yeni güç dengelerinin devreye girdiği bir süreç olarak görülmelidir. Irak’ın işgali ile bölgesel dengeler ne denli kökten bir değişime uğradı ise, çekilmenin de benzer biçimde dünya tarihsel sonuçlar üretmesi beklenmelidir. Bu durum görülmeksizin, Hürmüz Boğazı’nda ABD ve İran arasında artan gerilimin, Suriye’ye yönelik aralıksız artan baskının, Irak’taki mezhep çatışmaları ile başlayan parçalanma sürecinin ve nihayetinde Türkiye’nin Kürt politikalarının, layıkıyla anlamlandırılması mümkün olamayacaktır. Bu olgulardan bazıları direkt, bazıları ise dolaylı olarak, çekilme süreciyle bağlantılıdır.


SDP'nin Yeni Anayasaya İlişkin Görüşleri

Sosyalist Demokrasi Partisi, yeni anayasaya ilişkin görüş ve önerilerini 19.12.2011 tarihinde yazılı olarak Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na iletmişti. 09.01.2012 tarihinde de Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na partimizin “Demokratik, Özgürlükçü, Eşitlikçi ve Sosyal Bir Anayasa” niteliği kazandıracağını düşündüğü görüş ve önerileri sözlü olarak SDP Genel Merkez adına Hüseyin Taka ve SDP Ankara İl Başkanı Burcugül Çubuk tarafından iletildi.


Terör şiir, resim, makale değil, savaş uçaklarınızın yağdırdığı bombalardır

28 Aralık akşamı Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) köyü yakınlarında kaçakçılık yaparak geçimini sağlayan çoğunluğu çocuk ve genç yaklaşık 50 Kürt köylüsü köye dönüş yaptıkları saat 21.20 sularında Türk savaş uçaklarının bombardımanında katledildi. YAŞ’ta ‘harbe hazırlık’…, MGK’da ‘etkin mücadele’ kararları ve sonrasında AKP’nin savaş makinesi 38 köylüyü katletti.  İşte AKP’nin bilimsel terörü: Gazze değil,  Felluce değil, Hama değil,  Uludere katliamıdır.


Hopa tutsaklarına özgürlük!

Yarın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak Hopa Davasıyla ilgili bir basın açıklaması yapan SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim Ergün, mahkemelerin polisin kararlarına meşruiyet kazandırmak için çalışan birer “biçimsel infaz kurumları”na, Türkiye'nin ise dünyanın en büyük açık cezaevine çevrilmeye çalışıldığını belirterek "ülkenin başbakanı ülkeyi bir cezaevi müdürünün cezaevini yönetmesi gibi yönetmeye başlamıştır" dedi. 


SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan: "Partimizin anahtarını polise de yaptıralım da ikide bir kapıları kırmasınlar"

Artık SDP’ye operasyon düzenlemek sıradan bir vaka haline dönüştü. Yaşananlar artık komik gelmeye başladı bize. Birkaç gün önce sabah erken saatlerde parti polis tarafından yine basıldı. Ellerinde arama kararları var, parti yetkililerine ulaşmak yerine kapıları kırarak içeri girmeyi tercih ediyorlar. DK örgütünün bombalarını arıyorlarmış. Yani öküz altında buzağı arıyorlar. Birkaç sopa, bira şişesi, sapan vb bulduklarını söylüyorlar. Utanmadan bunları da basına teşhir etmişler. 


SDP'Yİ SUSTURMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEKTİR

SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün, SDP İstanbul il örgütünün bu sabah emniyet güçlerince basılması üzerine yaptığı basın açıklamasında, "Bu uygulamanın, bırakın hukuk devletini, göstermelik yasalarla yönetilen bir ülkede bile yeri yoktur. Emniyet göz göre göre yasaları hiçe saymakta, bir siyasi partinin binasına eşkıya gibi girip hırsız gibi çıkmak hakkını kendinde görebilmektedir." dedi. Son günlerde parti üye ve yöneticilerine yönelik polis terörünün planlı bir biçimde tırmandırıldığına dikkat çeken Yeşim Ergün sosyalistlerin bu yöntemlerle yıldırılamayacağını belirtti.


ŞİMDİ KARDEŞLİK VE DAYANIŞMAYA HER ZAMANKİNDEN FAZLA İHTİYAÇ VAR

SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün yaptığı basın açıklamasında, şimdi kardeşlik ve dayanışmaya her  zamankinden fazla ihtiyacımız olduğunu vurgulayarak savaşta ölenlerle deprem sonucu ölenlerin, madende göçük altında kalarak hayatını kaybedenlerin hep  aynı sınıftan olduğunu, hepsinin ezilenler olduğunu belirtti. Basın açıklamasında  "Bir avuç zenginin rahatı için milyonlarca insan sefalet koşullarında yaşamakta ve canlarından  olmaktadırlar." denildi.


SDP ÜYELERİNE YÖNELİK TUTUKLAMA TERÖRÜ TIRMANIYOR

SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün yaptığı basın açıklamasında, SDP'lilere yönelik bir polis terörürü estirildiğini ve parti üyelerine yönelik olarak tutuklama ve gözaltı furyasının hız kesmeden devam ettirildiğini belirtti. Basın açklamasında "Bundan önce Genel Başkanımıza ve MYK üyelerimize yönelik olanlar dahil hiçbir gözaltı ve tutuklama bizi doğru bildiğimizi söylemekten vazgeçirmemiştir. İktidar giriştiği operasyon ile bunu başaracağını sanıyorsa aldanmaktadır." denildi.


SAVAŞA KARŞI BARIŞTA ISRAR ÖLÜME KARŞI YAŞAMDA ISRARDIR!

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan yaptığı basın açıklamasında, kayıpların sorumlusunun, sorunu barışçı ve demokratik yollarla çözmeye yanaşmayan hükümet olduğunu belirterek. hükümeti silah başından masa başına çağırdı ve sorunun çözümü için müzakerelerin başlatılmasını talep etti. Basın açklamasında "Bugün açıkça görülmektedir ki, hükümet bildiği yoldan şaşmamakla kalmamakta, defalarca tekrarlanan şeyi bir kez daha yapıp farklı sonuçlar beklemektedir. Hükümet bu yolla farklı sonuç elde edemeyecektir. Sonuç kan ve gözyaşı olacaktır. Bu yoldan dönülmelidir." denildi.


ÇATI SEÇİM VE ŞEMSİYE DEĞİL İTTİFAK PARTİSİ OLMALIDIR

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan hiçbir hukuki dayanağı olmayan sebeplerden dolayı 11 ay cezaevinde kaldı. Geçtiğimiz günlerde kamuoyu vicdanının baskın gelmesi üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Turan, serbest kaldıktan sonra da kendisini yeniden tutuklanmasının önemli bir gerekçesi haline getirilen sol çatı partisi faaliyetleri içinde buldu. Hoşgörülü tutumları, entelektüel vasıfları ile Türkiye sosyalist hareketi içinde büyük sempati toplayan Rıdvan Turan'la dünya solunun gündemi ile sol çatı faaliyetlerini konuştuk. Turan, dünyadaki kapitalizm karşıtı gösterileri önemli görmekle birlikte henüz gösterilerin "devrimsiz bir devrim" ruhunu aşamadığını ifade ediyor. Kurulacak sol çatının parlamenter mücadeleyi önemsemesi, ancak bir seçim partisi olmaması gerektiğini, yalnızca örgütlü güçlerle sınırlı bir "şemsiye parti"nin de sürece cevap vermede yetersiz kalacağını kaydeden Turan, bunun yerine toplumsal muhalefeti ortak bir "emek ve demokrasi programı"nda birleştiren demokratik bir "ittifak partisi" kurulması gerektiğini vurguluyor.

>İrfan Güler'in SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile söyleşisi (Demokratik Modernite, Eylül-Ekim 2011, Sayı: 3, s. 94-99).


ÇÖZÜM ŞANSI KAYBOLUYOR

Bu sabah Mardin’in Derik İlçe Belediye Başkanı BDP’li Çağlar Demirel ile Diyarbakır’ın Kayapınar BDP İlçe Başkanı Zübeyde Zümrüt, BDP Genel Sayman Yardımcısı Salih Yıldız ve BDP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Pişkin’in de aralarında bulunduğu İstanbul’dan 80, Diyarbakır, Ankara ve Gaziantep’deki gözaltılarla birlikte 110 Kürt siyasetçisi gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamalara göre de gözaltlılar devam edecek.


KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ İLE İTTİFAK VE SOSYALİSTLERİN BİRLİĞİ POLİTİKALARIMIZ DOLAYISIYLA CEZALANDIRILMAYA ÇALIŞILDIK

21 Eylül 2010 günü aralarında Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı ve yöneticilerinin de bulunduğu 14 kişi, bir komplo sonucu, asılsız iddialarla tutuklanmıştı. 21 Eylül Komplosu, sosyalist hareketin, emek ve demokrasi güçlerinin kendisine yapılan topyekün bir saldırı olarak değerlendirilmiş, Sıra Kimde İnisiyatifi ile örülen geniş cephe, bu sahiplenişin bir göstergesi olmuştu. 11- 12 Ağustos’ta gerçekleşebilen ilk duruşmada, demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi sonucunda 8 sosyalist tahliye edilmişti. 11 ayın ardından tahliye olan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile 21 Eylül komplosu ve içinden geçtiğimiz çatışmalı süreç hakkında sohbet ettik. 


SDP: ASIL HEDEFİMİZ ORTAK MÜCADELE

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, Çatı Partisi formunun kendileri için tali bir mesele olduğunu ifade ediyor. Kısa bir süre önce cezaevinden çıkan Genel Başkan Turan, kendileri açısından asıl meselenin Kürt ve Türk halklarının ortak mücadele inisiyatifini üstlenen bir iktidar alternatifinin ortaya çıkarılması olarak bakıyor. Turan, 2 binli yılların başından itibaren SDP’nin böyle bir anlayış içinde olduğunu hatırlatarak, Çatı Partisi ne zaman gündeme gelse böyle bir çalışmaya katkı koyacaklarını, katılımcıları olacaklarını defalarca belirttiklerini söyledi. 


SDP 7. PARTİ MECLİSİ POLİTİK DURUM DEĞERLENDİRMESİ

Hem bölgede hem Türkiye’de, yükseltilen bu savaş çığırtkanlığının, bu kan ve zulüm politikalarının, emekçilerin ve halkların çıkarlarıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Eninde sonunda halkların kardeşliğinin kazanmasının gerektiğini ve tek çözümün bu olduğunu görebilmek için, sömürü çarklarını sürdürebilmenin bir gereği olarak egemenlerin yükselttiği şoven savaş çığırtkanlığının kirli perdesinin yırtılıp atılması gerekmektedir. SDP, hem iç savaş hem bölgesel savaş tehdidinin çok ciddi boyutlara tırmandırıldığı bu günlerde, savaş karşıtlarının barış cephesinin oluşturulmasının en acil görev olduğu bilinciyle, bütün demokrasi güçlerini yan yana gelmeye çağırmaktadır.


HESAPLAŞMA, EKSİKLİKLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNEREK YAPILMAK İSTENDİ

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye sosyalist hareketinin 12 Eylül ile hesaplaşamadığını belirterek, "Kimi zaman bu hesaplaşma ideolojik politik bağlamından koparılarak ele alındı, kimi zaman 12 Eylül ile hesaplaşma kendi eksikliklerimiz görmezden gelinerek yapılmaya çalışıldı" dedi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte 12 Eylül ile hesaplaşma olgusunun da son derece karmaşık ve içinden çıkılması güç bir hal aldığına dikkat çeken Rıdvan Turan, "12 Eylül askeri darbesi Türkiye sosyalist hareketini örgütsel planda önemli ölçüde tasfiye etmiştir ama yaklaşık bir 10 yıl kadar sonra reel sosyalizmin çöküşü 12 Eylül ile hesaplaşmanın salt örgütsel planda mümkün olamayacağını, eskinin aynen tekrarlanmasının -eski örgütsel yol ve yöntemlerle, sosyalizm tasavvuruyla yola devam etmeye çalışmanın- sonuç vermeyeceğini göstermiştir. Sosyalist hareket köklü bir ideolojik darbe yemiştir" dedi.


RIDVAN TURAN: AKP YENİ KONSEPTLE HERKESİ İÇERİ ATTIRABİLİR

Kısa bir süre önce cezaevinden çıkan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, AKP’nin belirlediği yeni konsept kapsamında istediği herkesi suçlayıp içeri attırabileceğini söylüyor. Turan, artık teknik takipler ve dinlemeler sayesinde hiçbir gerekçe sunulmadan herkesin tutuklanabileceğini belirterek, ''Bir sürü Ergenekon türetebilirler” dedi. Devrimci Karargah ve Hanefi Avcı ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle tutuklanarak, SDP davasından yargılanan Rıdvan Turan, yaşananları ANF’ye anlattı. 


'ÇATI PARTİSİ HENÜZ VÜCUT BULMADAN YARGILANMIŞ OLDU'

'Devrimci Karargah' örgütüne üye olduğu iddiası ile 11 aylık tutukluluğun ardından tahliye olan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, SDP Genel Başkan yardımcıları Günay Kubilay ve Ecevit Piroğlu, SDP MYK üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu kendilerini yalnız bırakmayan dostlarına teşekkür ettiler. Sıra Kimde İnisiyatifi'ni oluşturan örgütlerin temsilcileri, önümüzdeki günlerde artacak saldırılara karşı daha fazla birlikte mücadele edilmesi gerektiğine işaret etti.


KOMPLO BİRLEŞİK MÜCADELEYLE BOŞA ÇIKARILDI

Devrimci Karargâh davasında 11 ay sonra tahliye edilen Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, maruz kaldıkları komplonun temel sebebinin Kürt siyasi hareketi ve toplumsal muhalefeti bir araya getirmeye dönük "çatı partisi" girişimleri olduğunu belirterek, komplonun sosyalistler ve Kürt siyasi hareketinin dayanışması ile boşa çıkarıldığını söyledi.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN

SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ ADINA SAVUNMA YAPTI

Şu anda SDP açık bir polis komplosu ile karşı karşıyadır. Kes-kopyala biçiminde oluşturulmuş bir iddianame ile, hiçbir somut kanıt söz konusu olmaksızın yaklaşık 1 yıldır Genel Başkanı ve merkez yöneticileri tutuklu bulunmaktadır. SDP, Kürt sorunundaki barış ve demokrasi eksenli çözüm politikaları sebebiyle ve sosyalistlerin birliğini sağlama çabaları nedeniyle cezalandırılmaktadır. Devrimci Karargah üyeliği iddiası ve düzmece iddialar ise bu minarenin kılıfıdır. Dolayısıyla; Bu mahkemede yargılanan Devrimci Karargah değil, SDP’dir. SDP’nin faaliyetleri ve üyeleridir. SDP, bağımsız bir partidir. Hiç kimsenin uydusu olmayacak kadar kimlikli ve kişilikli bir partidir. SDP’nin yöneticileri ve üyeleri hiç kimsenin dümen suyunda yürümeyecek kadar kimlikli ve kişilikli insanlardır. Bu gerekçelerle, SDP’ye yöneltilen suçlamaları, SDP’nin tüzel kişiliğine yönelik iddiaları asılsız ağır bir itham olarak görüyor, kesin bir dille reddediyoruz.


BU YOL BARIŞ VE İSTİKRAR YOLU DEĞİLDİR

Sosyalist Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve DTK'nin Emek Demokrasi Özgürlük Bloku milletvekillerini meclise gitmemeye çağırması üzerine bir basın açıklaması yaparak Türkiye halklarını savaş politikalarına hayır demeye çağırdı. SDP MYK açıklamasında "Seçilmiş tüm milletvekilleri serbest bırakılmalı, vekillik yapmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kürt halkının iradesini yok sayan YSK kararının, Emek Demokrasi Özgürlük Bloku milletvekillerinin girmediği bir parlamentonun, güvenoyu vereceği hükümetin bir meşruiyeti yoktur ve bu yol barış ve istikrar yolu değildir." denildi.


SDP DANIŞMA MECLİSİNİN SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ:

12 HAZİRAN 2011 SEÇİMLERİ: GÜL BAHÇESİNİN DİKENLERİ

Seçim döneminde MHP ile girilen “milliyetçilik yarışı”nın ve “iktidarda biz olsaydık asardık” derecesine varan savaş çığırtkanlıklarının sırf oy kaygısıyla başvurulan ve seçimin ardından hepten terk edilecek yöntemler olduğunu sanmak son derece yanıltıcıdır. Bu dozu yükseltilmiş milliyetçi söylem, Başbakanın seçim gecesi yaptığı konuşmada Batı Şeria’dan Gazze’ye, Şam’dan Beyrut’a kadar geniş bir sınır-ötesi “kazananlar” listesi yapmasıyla birlikte ele alındığında, AKP milliyetçiliğinin, Türkiye burjuvazisinin bir bölgesel güç olma hevesine eşlik eden bir unsur olarak kalıcı ve MHP’ninkinden daha “büyük” bir milliyetçilik olduğu anlaşılabilir. AKP bu seçimlerde, Davos şovundan bu yana Erdoğan’a takılan ‘Ortadoğu’nun sevilen lideri’ maskesini pazarlayarak ve geleneksel sağın “küçük Amerika” olmaya özenen klasik “büyük Türkiye” hayalinin gerçekleştiricisi olabileceği algısını Türk seçmende yaratarak oylarını artırmıştır.


AKP 'ADALETİ' İKİ GÜN SABREDEMEDİ!

AKP hükümeti Hopa’daki cinayetin üstünü örtmek için başlattığı baskı ve saldırı politikasını 12 Haziran sonrasında artırarak sürdürmektedir. Başbakanın seçim gecesi yaptığı konuşmadan içi boş demagojik sözcükleri cımbızla seçerek, adaletten, huzurdan, demokrasiden, özgürlükten dem vurmak için iki gün dahi sabredilememiştir. 12 Haziran’ı “Batı Şeria kazandı, Gazze kazandı” diye yutturmaya kalkmanın ardında Hopa’ya kaybettirmek, emekçi halka kaybettirmek hayalinin yattığı şimdiden ortaya çıkmıştır.


12 HAZİRAN'DA YAPILACAK OLAN ARTIK BİR "SEÇİM" DEĞİLDİR

Yüksek Seçim Kurulu, aralarında Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğunun adayları Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ertuğrul Kürkçü’nün ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin desteklediği Çiçek Otlu’nun da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylıklarını “veto” etti. YSK ayrıca Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin de seçimlere katılmasını engelledi. Yüksek Seçim Kurulunun “sabıka kayıtları” bulunduğu gerekçesiyle adaylıklarını iptal ettikleri arasında şu anda milletvekili olan ve 2007 seçimlerinden bu yana hukuki durumlarında bir değişiklik olmayan vekillerin de olması, bu kararın “siyasi” bir karar olduğunun açık göstergesidir. Bu kararla BDP’nin birinci parti olduğu Diyarbakır’da aday sayısı üçe düşürülmekte, birçok ilden hiç milletvekili çıkaramamasına yol açılmakta, siyasi yasaklı adaylar da hesaba katıldığında, oylarını çok artırmış olmasına karşın BDP’nin grup kuramaması hedeflenmektedir.


HALKIN ORTAYA ÇIKARDIĞI İRADEYİ TANI! HUKUKSUZ SALDIRILARI DURDUR!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Erbil’de “ileri demokrasi, hak ve özgürlükler” nutukları atıp “devlet millet kaynaşması” masalları anlatırken, Kızıltepe’de, Nusaybin’de, Mersin’de Demokratik Çözüm Çadırlarına polis gaz bombalarıyla saldırıyor, vekiller ve belediye başkanları yerlerde sürükleniyor, tutuklama terörü sürdürülüyordu. Newroz alanlarına toplanan milyonların Demokratik Çözüm Çadırlarına başlattıkları Özgürlük yürüyüşleri ile dile getirdiği talepler, Kürt sorununun barışçıl çözümü için ortaya konan somut, demokratik taleplerdir. Bu taleplerin karşısına polisi, panzeri diken, Barış Annelerine gaz atan, çocukları gözaltına alan AKP hükümeti, çözümsüzlüğü ve savaş politikalarını tırmandırmaktan başka bir şey yapmamaktadır.


SDP MYK: KOMPLOLAR GİZLİ "YASA"LARIN ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR

3 Mart sabahı yapılan operasyonda gözaltına alınırken Ahmet Şık’ın “Dokunan yanar” diye bağırmasının anlamı şudur: Bizim bilmediğimiz, yani usulüne uygun olarak TBMM’den geçirilmemiş, ama hükümetin, emniyetin, savcıların ve yandaş medya organlarının bilgisi dahilinde olan bir gizli “yasa” maddesi vardır: Fethullah Gülen cemaatinin devlet içindeki örgütlenmesine ilişkin araştırma yapmak, yazı yazmak, kitap hazırlamak henüz günışığına çıkmadan engellenmesi gereken bir “suç” oluşturuyor.  Ama yasa maddesi gizli olduğu için adını koyarak bu “suç”tan değil imal edilmiş bir “terör örgütüne üyelik suçundan” hapse atılmanız gerekiyor. Bunun için “bir bilgisayardan kurtarılan bir belge” genellikle iyi bir gerekçe sayılıyor.


SDP MYK: KOMPLONUN KANITI İDDİANAMENİN KENDİSİ

Sosyalist Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu bir açıklama yaparak SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan Turan ile parti yönetici ve üyeleri hakkında Devrimci Karargah üyeliği suçlamasıyla açılan davanın iddianamesinde SDP tüzel kişiliğine ilişkin iddialara yanıt verdi. SDP MYK açıklamasında iddiaların asılsız olduğu ve iddianamede hukuk ve mantık ilkelerinin hiçe sayıldığı belirtildi. Açıklamanın tam metni şöyle:


SDP MYK: EMEKÇİLERİN VE EZİLENLERİN DEVLETTEN VE SERMAYEDEN BAĞIMSIZ EMEK VE ÖZGÜRLÜK DİNAMİĞİ

Radikal'in sorularına SDP MYK'nın yanıtı

AKP hükümetinin, olmayan demokratik adımlarını desteklemiyor diye sosyalist sola ‘Ergenekoncu’, ‘statükocu’ vb. yaftalarını yapıştırmayı adet haline getirenlerin ‘ya AKP’yi desteklersin ya da statükodan yanasındır’ biçimindeki “ya o ya o” akıl yürütmelerinin, olabilirliğine dahi ihtimal vermedikleri “ne o ne o” duruşunu, emekçilerin ve ezilenlerin devletten ve sermayeden bağımsız emek ve özgürlük dinamiğini ısrarla görmezden gelmesi gerçeklik algısında ciddi bir bozukluğa işaret etmektedir. Çünkü “ne o ne o” duruşu, 12 Eylül referandumunda “boykot cephesi” olarak fiili bir güç olduğunu kanıtlamıştır.


SDP PM: HÜKÜMET VE CEMAAT, POLİS VE YANDAŞ MEDYA MARİFETİYLE YENİ OPERASYONLAR PEŞİNDE

Başbakanın Dolmabahçe’de üniversite rektörleri ile üniversitelerin sorunlarını konuştuğu gün İstanbul polisinin üniversite öğrencilerine uyguladığı şiddet medyada yer bulup toplumsal tepkiyi tetikleyince başbakanından bakanlarına, Emniyetin eylem görüntüleri arşivcisinden AKP basınında “yazar” kadrosundan istihdam edilmiş fikir fukarası “sivil”lere uzanan bir koronun, sanki ortada fol yok yumurta yokken herkes birdenbire AKP’ye karşı birleşmiş de iktidarları elden gidiyormuş paniğine kapılarak polis şiddetini haklılamak için ürettikleri bahaneler, AKP’nin “ileri demokrasisinin”  alametifarikası olarak şimdiden siyasi literatürde yerlerini aldılar.


SDP MYK: AKP HÜKÜMETİ YENİ KOMPLOLAR PEŞİNDE

Bu yayın organlarının, öğrencilerin “masum olmadıklarını!” ve “profesyonel eylemci” olduklarını “kanıtlamak için” kullandıkları fotoğraflar IMF protestolarından, Tekel işçilerine destek eylemlerinden ve Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Platformu yönetici ve sözcülerinin tutuklanmasını protesto eylemlerinden alınmış fotoğraflardır. Bu yayın organlarının, IMF’yi protesto etmeyi, Tekel işçilerinin direnişine destek vermeyi hangi kriterlere göre “suç” saydıkları olsa olsa kendilerinin ne tür bir “hukuk”  anlayışına sahip olduklarını sergiler. Ancak SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu’nun ve SDP ile TÖP yönetici ve sözcülerinin bir komployla tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Sıra Kimde? İnisiyatifinin gerçekleştirdiği basın açıklamasına katılmayı bile “Devrimci Karargaha Destek” başlığıyla vermenin hukuku ve basın ahlak ve ilkelerini ayaklar altına almakla bir ilgisi olduğu kesindir.


SDP MYK: BAŞBAKAN İŞKENCENİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN MAZERET ARIYOR

Başbakan Erdoğan bugün partisinin grup toplantısında, Cumartesi günü İstanbul polisinin üniversite öğrencilerine uyguladığı şiddeti savunmak için ve öğrencilerin anayasal hakları olan protesto hakkının polis tarafından zor kullanılarak engellenmesini meşru göstermek için “sizi böyle bir toplantıya davet ettik mi geliyorsunuz?” diyerek dilinden düşürmediği demokrasi ve özgürlük anlayışının ne demokrasiyle ne özgürlüklerle hiçbir ilişkisinin bulunmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.


SDP MYK: EMPERYALİZME VE SİYONİZME KALKAN, ORTADOĞU HALKLARINA DÜŞMAN

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı füze kalkanı sistemi, örneğin İsrail İran’a saldırırsa, İran’ın karşılık verme gücünü imha edecek bir sistemdir. Türkiye böylece İncirlik’teki nükleer başlıkların yanına füze kalkanı sistemini de ekleyerek, bölgede çıkabilecek ilk çatışmada, üyesi olduğu NATO’nun ve ABD emperyalizminin çıkarları doğrultusunda savaşa dahil olmayı baştan kabullenmiş olmaktadır.


SDP MYK: YARGILANAN, BİR HALKIN İRADESİDİR

Bu siyasi operasyonların 29 Mart 2009 yerel seçimlerin hemen ardından başlaması, seçimlere bölgede devletin tek partisi olarak giren AKP’nin istediği sonuçları alamamış olmasının, sandıktan çıkan sonucun AKP hükümeti ve devlet tarafından “beğenilmemiş” olmasının, nasıl bir “cezalandırma” yöntemine dönüştürüldüğünü gözler önüne sermiştir. ‘AKP demokrasisinin’ özü budur: seçimde bükemediği eli devletin zor aygıtlarıyla kırmaya kalkmaktadır.


SDP PM: SÖZLERİMİZİN VE EYLEMİMİZİN SONUNA KADAR ARKASINDAYIZ

SDP PM, AKP Hükümetini uyarmaktadır: Eğer SDP’nin izlediği siyasal hattan genel başkanını tutuklatacak kadar rahatsızsanız, komploların arkasına gizlenmeyin! SDP’nin sözünü ve eylemini yargılatın! SDP olarak sözlerimizin ve eylemimizin dün olduğu gibi bugün de sonuna kadar arkasında olduğumuzdan ve aynı çizgimizi hiçbir ödün vermeden aynı kararlılıkla sürdüreceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.


BU KOMPLO DAĞITILACAK

SDP ve TÖP’ün Ergenekon ve ilişkili diğer davalarda yargılanmakta olan darbeci, militarist, faşist unsurlara karşı sürdürdüğü anti-militarist anti-faşist mücadele herkes tarafından bilinmekteyken, yine Şemdinli olayı sonrası SDP’ye ait “Paşa Paşa Yargılanacaksınız” slogan ve afişleri demokrasi ve özgürlükten yana her kesimin hafızalarında yer almakta iken, tutuklanan yönetici ve arkadaşlarımızın Ergenekon örgütü ile ilişkili oldukları iddiaları tümüyle gerçek dışı ve gülünçtür.


SDP MYK: EMNİYETİN HUKUK-DIŞI KARALAMA KAMPANYASINI KINIYORUZ

21 Eylül sabahı gözaltına alınan genel başkanımız Rıdvan Turan ve parti yöneticilerimizin bugün İstanbul Adliyesinde  Savcılığa ifade vermekte olduğu şu saatlerde, Emniyet Müdürlüğü’nün 6,5 dakikalık bir videosu basına servis edilmiş ve samanyoluhaber.com sitesinde bu video “Emniyet’ten Şok Görüntüler” başlığı ile yayınlanmıştır. Emniyet’in bu videosunda ve sitenin haberinde, partimiz ve üyelerimiz 2008‘de AKP il binasının bombalanması gibi birçok olayla ilgili gibi gösterilmeye çalışılmakta, birbirinden farklı ve bağımsız olaylar bir araya getirilerek parti üyelerimize ve yöneticilerimize asılsız suçlar yakıştırılmakta ve yasadışı birçok olayın sorumlusu olarak partimiz gösterilmeye çalışılmaktadır.


SDP MYK: AKP'DEN SOSYALİSTLERE KARŞI YENİ BİR REİCHSTAG YANGINI DAVASI

AKP'ye muhalif sosyalistlere karşı; Hitler'in propaganda bakanı Goebbels'in ruhuna rahmet okutacak bir dezenformasyon, kara çalma ve iftira kampanyası sürdürülmektedir. AKP, referandum galibiyeti sonrası mutlak hükümranlığını konsolide etme yolunda ilk adımlarını atmaktadır. Bilinmelidir ki AKP’nin sosyalistlere karşı giriştiği bu tasfiye operasyonu ne ilk ne de son olacak, tasfiyeler sosyalistlerle de sınırlı kalmayacak, tüm muhalefetin bastırılmasına, ülkenin AKP için dikensiz bir gül bahçesine çevrilmesine kadar sürdürülmek istenecektir. AKP’nin referandum sonrası ilk iş olarak ele aldığı bu Reichstag Yangını Davası benzeri tasfiye etme operasyonu boşa çıkartılmalı, SDP ve TÖP yöneticileri başta olmak üzere gözaltına alınan tüm sosyalistlerin serbest bırakılması için tüm aydınlar, sanatçılar, akademisyenler, demokrat ve ilerici insanlar seferber olmalıdırlar.


SDP ve TÖP temsilcileri siyasi bir komployla gözaltına alındılar

SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler. SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız." denildi.


İçişleri bakanı 'bu saldırıların arkasında simonlar var' mı diyecek?

SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler. SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız." denildi.


Birdal, operasyonu meclise taşıdı

SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler. SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız." denildi.


SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu gözaltına alındı

SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler. SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız." denildi.

ÖDP ve TKP: "Gözaltına alınanlar derhal serbest  bırakılsın!"

AKP basınında 'Karargah' heyulası

'Uyduruk gerekçelerle yapılan operasyonları protesto ediyoruz'

BDP: SDP'liler ve TÖP'lülerin gözaltına alınmasının nedeni boykot


SDP PARTİ MECLİSİ:

NE 12 EYLÜL ANAYASASI, NE AKP ALDATMACASI

AKP hükümeti, özünü ve ruhunu koruduğu 12 Eylül Anayasası’nı, bazı değişikliklerle beraber, darbenin 30. yılında halkın onayına sunmaya hazırlanıyor. Bu referandum, her şeyden önce 30 yıl aradan sonra AKP hükümeti eliyle, 12 Eylül gibi gayrı meşru bir darbe anayasasına yeniden “toplumsal meşruiyet” kazandırmak ve ömrünü uzatmak anlamına geliyor. Referandum kampanyasını “darbe mi, demokrasi mi?” denklemi üzerine kuran ve “12 Eylül ile hesaplaşma” şiarını öne çıkaran AKP, sosyalistler dahil, bütün toplumsal muhalefeti bölmüş bulunuyor. AKP hükümetinin “demokratikleşme ve 12 Eylül ile hesaplaşma” adına parlak bir “paket” içinde sunduğu değişiklikler, ne toplumsal muhalefetin barış, demokrasi ve insanca yaşam özlemlerine yanıt veriyor, ne de 12 Eylül ile hesaplaşmanın yolunu açıyor. SDP’nin politik tutumuna geçmezden önce, emekçilerin ve ezilenlerin hiçbir temel talebine yanıt vermediği halde, toplumsal muhalefeti paralize eden ve güçten düşüren bu referandum öncelikle bir perspektif düzeyinde üzerinde durmayı fazlasıyla hak ediyor ve çok yönlü irdelemeyi zorunlu kılıyor.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

KÜRT HALKI YALNIZ DEĞİLDİR!

Bu saldırılar, kitlesel linç girişimleri bizatihi faşist güruhlarca organize edilmiş olsa da, Kürt sorununu sinsi planlarının, oyalama taktiklerinin ve dar parti çıkarlarının bir aracı olarak kullanan AKP hükümeti kendini sorumluluktan kurtaramaz. Bu saldırıların birinci dereceden politik sorumlusu Erdoğan ve hükümetidir.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

SAVAŞ LOBİSİ YÜKSELİYOR

Türkiye'de yükselen savaş lobisinin Kürt sorununun çözümsüzlüğünü derinleştirme niyetinde olduğunu belirten SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, dünyada bütün benzer sorunların çözümünde olduğu gibi muhataplara kulak verilmesi gerektiğini söyledi. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın önerilerinin sorunu kısa sürede çözüme götüreceğini kaydeden Turan, 'Öcalan ile görüşmek zorundasınız muhatap almak zorundasınız. Bu bir lütuf yada tercih değil, eşyanın tabiatı gereği böyledir' dedi. (DİHA)


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

ÖLÜMLERİN SORUMLUSU HÜKÜMETTİR

Bir yılı aşkın bir süre önce başlatılan açılım sürecinin başarısızlığı bugün yaşanılan kaosun en önemli sebebidir. Başbakanın ve cumhurbaşkanının Kürt sorununda iyi şeyler olacak söyleminin içinin ne kadar boş olduğu tüm kamuoyu tarafından görülmüş durumdadır. Hükümet bir yıldan beri açık bir ikiyüzlülük içindedir. Bu bir yıl içinde hiçbir somut olumlu adım atılmamıştır. 


SDP 4. KONFERANS KARARLARI

1) SOSYALİSTLERİN BİRLİĞİ VE İTTİFAK KONUSUNDA KARAR

2) SDP’NİN SINIF ÖRGÜTLENMESİNE İLİŞKİN KARAR

3) SDP’NİN YENİDEN YAPILANMASI VE KADRO POLİTİKASI ÜZERİNE KARAR

4) CİNSEL TACİZ KRİZİ İLE İLGİLİ ÖZELEŞTİRİ KARARI

5) TOPLUMSAL BİR ÜRETİM OLARAK ‘SANAT’ ÜZERİNE KARAR

6) SOL İÇİ ŞİDDET ÜZERİNE KARAR


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN'IN

4. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMASI

Yurtdışından ve yurtiçinden kongremize katılarak güç veren sevgili dostlar, değerli konuklar, Basının değerli temsilcileri, Sosyalist demokrasi bayrağını bugünlere taşıyan partili yoldaşlarım! Erkek egemenliğine karşı savaşan kadınlar, Taksim 1 Mayıs direnişlerinde, Tekel işgallerinde, IMF barikatlarında devrim ve sosyalizm şiarını yükselten, gazın tozun dumanın içinde kızıl bayrağı burjuvazin burçlarına dikme andı içen Dev Genç’liler, Ülkenin dört bir yanında demokratik lise mücadelesini omuzlayan, eşit parasız bilimsel ve anadilde eğitim şiarıyla Ankara’ya akan Dev-Lis’liler, Kâh makine başında, kâh direniş meydanlarında kâh grev çadırlarındaki Devrimci-İşçiler Evlatları cezaevinde olan aileler, Hepinizi en devrimci duygularımla ve yeni bir dünyanın mutlaka kurulacağına olan inancımla içtenlikle selamlıyorum. Merhaba…


SDP 4. OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) 4. Olağan Büyük Konferans/Kongresi 29-30 Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara’da toplandı. Kongrede SDP Genel Başkanlığına Rıdvan Turan yeniden seçildi. Nurettin Aldemir, Cansu Akkılıç, Seher Tahran, Reha Keskin, Yılmaz Gürbüz’ün divan heyetini oluşturduğu kongrenin ilk bölümünde SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve SDP Onursal Başkanı Akın Birdal birer konuşma yaptılar. SDP 4. Kongresinde yeni Parti Programı kabul edildi ve Parti Tüzüğünde değişiklikler yapıldı. Kongrede ayrıca bir dizi karar tasarısı kabul edildi.

4. KONFERANS/KONGRE FOTOĞRAF GALERİSİ


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

SİYONİST İSRAİL DEVLETİ İLE HER TÜRLÜ ASKERİ, DİPLOMATİK, TİCARİ İLİŞKİ KESİLMELİDİR

“Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında Gazze’ye insani yardım götürmekte olan barış yanlılarını taşıyan Mavi Marmara Gemisinin de içinde olduğu 6 gemilik konvoya, dün gece İsrail ordusunun  savaş gemileri eşliğinde düzenlediği operasyon sonucunda en az 16 kişi öldürülmüş, onlarca insan yaralanmıştır. Siyonist İsrail devleti tarafından gerçekleştirilen bu alçakça saldırı, ne ilk ne de sondur.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

BAŞBAKANIN CAHİLCE AÇIKLAMASI MADENCİ KATLİAMINI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTIR
CEVABIMIZI GENEL GREV VE GENEL DİRENİŞLE VERELİM

Bugün 30 maden emekçisinin ölümü karşısında başbakanın açıklamaları dehşet verici olmasının yanında sermeyenin işçi düşmanlığı konusundaki yaklaşımlarının açık göstergesidir. 30 işçinin ölümü başbakan tarafından olağanlaştırılmak istenmektedir. Başbakanın Zonguldak’ta, madende çalışanların grizu gerçeğini bilerek işe girdiğini ve bu durumun bu insanların kaderi olduğu yolundaki açıklamaları utanç vericidir. Haksız ve insafsızdır. Başbakan insanların yoksulluk nedeniyle girmek zorunda kaldıkları 500 metrelik ölüm kuyularındaki iş güvenliğini sorgulayacağına bu işi kader diyerek meşrulaştırmaya çalışmaktadır.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

MÜCADELE İÇİN BİRLİK, BİRLİK İÇİN MÜCADELE, DEVRİM İÇİN SOSYALİST DEMOKRASİ

6. Parti Meclisi kararıyla bu slogan, SDP 4. Büyük Kongre ve Konferansının sloganı oldu. SDP’nin güncel durumuna en uygun düşen slogan olmasının dışında, SDP’yi var etmiş olan Kurtuluş geleneğinin tarihine de atıfta bulunuyor bu slogan. SDP, 4. Kongresi vasıtasıyla, kaybettiği geçmişi ve kazanmaya çalıştığı geleceği arıyor. SDP bugün, kuruluşunun hemen ardından başlamış olan kriz ve ayrışma süreçlerini, birliği amaçlayan partinin bileşenlerine kadar kolayca ayrışmasını ele alıyor ve değerlendiriyor.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

BU SALDIRI TÜM ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNEDİR

Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e Samsun’da Adliye önünde yapılan saldırı, yalnızca Kürt halkına değil, Türkiye’nin tüm özgürlük ve demokrasi güçlerine bir saldırıdır. Polisin seyrettiği, Valinin anında “bireysel” olduğuna karar verdiği saldırının planlı ve organize olduğu, bu faşist saldırıya zeminin devlet tarafından hazırlanmış olduğu gün gibi ortadadır. Ahmet Türk’ün BDP’li milletvekilleriyle birlikte izlediği dava, Muş’un Bulanık ilçesinde geçen Aralık ayında DTP’nin kapatılmasını protesto eden halka ateş açarak iki kişinin ölümüne neden olan ve çevrede JİTEM işbirlikçisi olarak bilinen Turan Bilen’in ve kardeşinin yargılandığı dava, “güvenlik” gerekçesiyle Muş’tan Samsun’a alınmış bir davadır. Gazi davası gibi, Uğur Kaymaz davası gibi örneklerde açıkça görüldüğü gibi, “güvenlik” gerekçesiyle başka illere alınan davalar, duruşmaların “güvenli” bir biçimde yapılmasına değil, duruşmaları gözden ırak tutmak için mağdur yakınlarının ve savunucularının “güvenliklerini” tehlikeye atmaya hizmet etmektedir. Bu uygulama belirli davalarda bir devlet politikası haline getirilmiştir. Samsun’da Ahmet Türk’e yapılan saldırı, bu devlet politikasının doğrudan sonucudur.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

EĞİTİM SİSTEMİ ÖLDÜRÜYOR, KARŞI ÇIKAN ÖĞRENCİ COPLANIYOR

Bugün Ankara’nın merkezi Sakarya Meydanında, sınav ve dershane sistemini protesto eden Dev-Lis’li (Devrimci Liseliler) öğrenciler, emniyet güçlerinin saldırısına uğradılar. 1,5 milyonu aşkın öğrencinin “iyi bir üniversiteyi” kazanıp geleceklerini kurtarabilmek için ter döktüğü Yükseköğretime Geçiş Sınavının (YGS) yapıldığı gün, öğrencileri deneme tahtasına çeviren sınavların kaldırılmasını, bu sınavlarda başarılı olmak için onları binlerce lira ödemek zorunda bırakan ve “yarış atına” dönüştüren dershanelerin kapatılmasını isteyen öğrencilere bugün Ankara’nın merkezinde çevreden izleyenleri bile isyan ettiren bir şiddet uygulandı. Kendi geleceklerine ilişkin sözlerini söylemek isteyen 15-16 yaşlarındaki gençlere, polis müdürünün televizyon kameralarına yansıyan sözcüğüyle “eşkiya” muamelesi yapıldı. Dün de İzmir’de Gümrük semtinde bir protesto gerçekleştiren Dev-Lis’li öğrenciler ve SDP İzmir İl Başkanı Semra Uzunok polisin sert müdahalesiyle gözaltına alınmışlardı.


SDP PARTİ MECLİSİ:

12 EYLÜL ANAYASASI ÇÖPE, 12 EYLÜL DARBECİLERİ YARGI ÖNÜNE

Yürürlükte olan 82 Anayasası “sermaye, militarizm, Türk, sünni ve erkek”  olmak üzere başlıca beş egemenliğe dayanıyor. Bunların egemenliğine karşı tutum geliştiremeyen hiçbir yeni anayasanın işçilerden, emekçilerden, Kürtlerden, etnik azınlıklardan, kadınlardan yana olması mümkün değildir. Demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve katılımcı bir anayasanın temeli bu egemenlik biçimlerine karşı durmayı gerektirir.


SDP 6. PM POLİTİK DURUM DEĞERLENDİRMESİ:

BU YAKLAŞIMLA, MİLLİ GURUR DEDİĞİNİZ ŞEY SONSUZA KADAR İNCİNMEYE DEVAM EDECEKTİR

Bu şantajların en önemlisi, geçtiğimiz günlerde başbakanın Türkiye’de kaçak yollarla çalışmakta olan 100 bin Ermeni’nin sınır dışı edilebileceği tehdididir. Başbakan Ermeni’lere ne kadar olumlu yaklaştıklarını Türkiye’de kaçak çalışmakta olan Ermeni’leri örnek göstererek yapmış olsa da siyaseten bu tutumun doğrudan karşılığı yeni bir tehcir politikasından başkaca bir şey değildir. Başbakan kendini, bugünkü Ergenekoncuların ataları olan Talat paşaları savunmak zorunda hissediyor ve bu yolla kendisini bir yandan mücadele ettiği Ergenekon çeteleriyle aynılaştırmış oluyor.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN'IN TEKEL İŞÇİLERİNE MEKTUBU:

İŞÇİ SINIFINA VE EZİLENLERE CESARET VERDİNİZ

Sizler Zonguldak maden işçilerinin görkemli direnişinin ardından belki de son yirmi yılın en büyük işçi direnişini gerçekleştirdiniz. AKP hükümetinin işinizi, aşınızı ve geleceğinizi elinizden almasına sessiz kalmayarak, sistemin başkenti Ankara’nın merkezini günlerce işgal ettiniz. Sesinizi duymak istemeyenlere inat, sesinizi tüm Türkiye ve dünya kamuoyuna; hem de günlerce duyurmayı başardınız. Bu vesileyle sizleri bir kez daha kutluyorum.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

AYNI TEHCİR ZİHNİYETİ, AYNI IRKÇI GELENEK

Başbakan Erdoğan İngiltere gezisinde BBC’ye verdiği mülakatta Ermeni göçmen işçileri, gerekirse ülkeden göndereceğini açıkladı. Başbakan aynı açıklamayı, Britanya başbakanı Brown ile düzenlediği ortak basın toplantısında da yineledi. ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinin ardından İsveç Parlamentosunda Ermeni soykırımının tanındığı, İngiltere, İspanya ve Almanya parlamentolarında da benzer tasarıların gündeme geleceği bir dönemde, BBC muhabirinin “Türk dış politikası sıkıştı mı?” “Türkiye komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen ama dünyanın geri kalanıyla kavgalı bir ülke tablosuna mı geliyor?” sorusu üzerine Erdoğan’ın sarfettiği sözler ırkçı ve faşist bir zihniyeti yansıtmaktadır. 


SDP 5. PM Politik Durum Değerlendirmesi

Sınıf mücadelesinin bütünlüklü bir süreç olduğuna ilişkin sahip olduğumuz politik tespitleri, Tekel direnişi sayesinde geliştirdiğimiz pratik eylemlerle sınama olanakları elde ettik. Kürt ulusal mücadelesi ile işçi sınıfı mücadelesi arasındaki, bizim için kısmen varsayımsal olan diyalektik ilişkiyi, pratiğimizle hayata geçirmek için adımlar attık.  Tekel direnişi nedeniyle yaptığımız dayanışma eylemlerindeki ajitasyon ve propagandamızı “işçi sınıfının birliği ve hakların kardeşliği” ekseninde antişovenist birleşik bir işçi sınıfı mücadelesi perspektifiyle ele aldık. Bu yaklaşımın işçilerden azımsanmaz bir destek gördüğüne tanık olduk. Bu yaptıklarımızı daha önce yapmamış olmamızı da geçmiş dönemin bakiye defterine bir eksi hesap olarak kaydettik.


SDP genel başkanı Rıdvan Turan Tekel işçilerinin direnişini selamladı

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye'nin çeşitli illerinden gelerek Ankara'da Türk-İş genel merkezinin önünde direnişlerini sürdüren Tekel işçilerini ziyaret etti. Parti üyeleri ve gençlerin eşliğinde, işçilerin kurdukları çadırları gezen Turan, Adıyaman çadırında, işçilerin isteği üzerine Direniş Günlüğü defterine hatıra notu yazdı. Çadır ziyaretlerinden sonra işçilere bir konuşma yapan Rıdvan Turan Tekel işçilerinin direnişinin işçi sınıfının mücadele tarihine altın harflerle şimdiden yazılmış olduğunu belirtti. Konuşması "Zafer direnen emekçinin olacak", "Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği" sloganları ile kesilen SDP genel başkanı "Tekel direnişi işçilerin birliğinin, halkların kardeşliğinin çok değerli bir okulu oldu." dedi.



SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

MEVZİLERİMİZİ TERK ETMEYELİM!

ÇÖZÜMÜ DE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ DE ÇIKIŞ NOKTASINDA KARŞILAYALIM

Meclis egemenlerin bir lütfu değildir. Hatırlanacaktır, meclise bin türlü üçkâğıtçılığa, seçim hilesine rağmen girdik. Adeta tünel kazarak girmiştik meclise. Seçim sürecinde köy köy, kasaba kasaba ne kadar özveriyle çalışıldığını hatırlayalım. Halklarımızın meclise girişten beklediklerini ve duydukları coşkuyu hatırlayalım.


SDP PARTİ MECLİSİ:

Açılım sürecinde hükümetin izlediği yol ve yöntemler,

Kürt sorununun demokratik çözümüne ve barışa değil,

halkların birbirine düşürülmesine ve savaş araçlarının ön plana çıkarılmasına hizmet etmiştir

DTP’nin kapatılması, Kürt sorununda onyıllardır sürdürülen şiddete ve imhaya dayalı çözümsüzlük politikasından bir milim bile sapılmak istenmediğinin açık göstergesi olmuştur. DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali olmuştur. DTP’nin kapatılması bir sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Kürt halkının demokratik haklarını içermeyen açılımlardan bir sonucun çıkmayacağının devlet katında da  görülebilmesi için daha kaç yıl geçmesi, kaç askerin, kaç gerillanın, kaç Aydın’ın, kaç Serap'ın ölmesi gerekmektedir?


PKK'yi Dağdan İndiremeyen Devlet

DTP'yi Dağa Çıkarmaya Çalışıyor

DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali olmuştur. Şimdi durum büsbütün değişmiştir. DTP’nin kapatılması bir sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Barışa ve demokrasiye yönelik kırıntı halindeki ümitlerin de sona ermesi demektir. Oysa açılım başarıya ulaşmış olsaydı bugün 7 asker,  Aydın ve  Serap ölmeyecekti. Binlerce kişi göz altına alınmamış, yüzlercesi tutuklanmamış olacaktı. Memleket yangın yerine dönmemiş, savaş lobilerine sonsuz hareket alanı oluşturulmamış olacaktı.


Sermaye ve Devlet Öldürüyor!

Bursa'nın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde iş cinayetlerine bir yenisi daha eklendi. 19 işçinin yaşamını yitirdiği faciada yine aynı senaryo sahneleniyor. Olay yerine gelen yetkililer üzüntülerini paylaşıp baş sağlığı diliyor. Yapılan açıklamaların hemen hepsinde ölümlerin yaşanmasında ihmal olup olmadığının araştırılacağı belirtiliyor. Öyle görülüyor ki facianın sorumluluğu ya birkaç kişinin üzerine yıkılıp maden ocağını işleten firmaya göstermelik cezalar verilecek ya da yine bir oldu bittiye getirilip bu kadarı bile yapılmayacak.


Açılımın Altında Kalanlar Faturayı

Kürt Halkına ve Sosyalistlere Çıkarıyor

Açılım devlet ve hükümet yetkililerince Kürtsüz ve Kürtlere rağmen sürdürülmek istenmiş, bu konuda halkın en küçük itirazı şiddetle bastırılmıştır. Bu itirazın bedeli ölümler, yüzlerce gözaltı ve tutuklamadır. Azgın saldırı ve tutuklama teröründen SDP de üzerine düşeni almış ve iki üyesi tutuklanmıştır. Tepeden tırnağa silahlı olan kontrgerilla timleri tutuksuz yargılanırken, cuntacı generaller evlerine gönderilirken, dahası Ceylan’ın failleri bulunamamış, Uğur’unkiler serbest bırakılmışken, DTP genel merkezi ve il ve ilçe örgütleri kurşunlanır ve ateşe verilirken, tek suçları barışı savunmak olan SDP üyelerinin tutuklanmasının vicdani ve kanuni bir açıklaması yoktur.


DTP Kapatılamaz!

Eğer DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. Anayasa Mahkemesinin talebine rağmen parti kapatmayla ilgili yasa değişikliğini gerçekleştirmekten özenle kaçınan hükümet, aylardır “açılım” diye diye barış ve demokratikleşme doğrultusunda hiçbir somut adım atmadan şoven ve ırkçı tepkinin yükselmesine yol vermekte ve Kürt özgürlük mücadelesini geriletebilmek için sonu iç savaşa varabilecek tehlikeli oyunlardan medet ummaktadır.


Valiliğe göre 'Paşa paşa yargılansın' diyen SDP yargıya müdahale etti!

Gazeteler ve internet sitelerinde neredeyse her gün çok gizli belgeler ve yasadışı dinleme kayıtları çarşaf çarşaf yayınlanırken SDP'nin 'Paşa paşa yargılansın' afişi Yargı'ya müdahale gerekçesiyle yasaklandı.


Faşist Provokasyonu Lanetliyoruz

Saldırı DTP konvoyuna değil barış ve demokrasi taleplerine yöneliktir. Saldırı, savaş isteyen, akan kanın sürmesini isteyen, halkları birbirine kırdırmak isteyenlerin saldırısıdır. İl binası önündeki toplantıya panzerleri ve yüzlerce polisiyle dahil olan İzmir emniyeti birkaç saat süren saldırıyı sadece izlemiş ve seyirci kalmıştır. Yapılan bir linç provasıdır. Bu saldırı Türk ve Kürt halklarının kardeşliğine ve bir bütün olarak devrimci hareketin meşruiyetine yönelik saldırıdır.


Çiçek serbest, SDP afişleri tutuklu!..

“Kağıt parçası değil cunta belgesi, genelkurmay başkanı görevden alınsın” ibareli SDP afişlerinin yapılması “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”  gerekçesiyle yasaklandı. Manzaraya bakar mısınız? Genelkurmay darbeci, yargı işbirlikçi, başbakan seyirci, SDP suçlu!.. Neden? Başbakana ‘genelkurmay başkanını görevden al’ demiş, bununla da yetinmemiş ‘genelkurmay başkanı paşa paşa yargılansın’ demiş. Dün gazetemiz kapatılmıştı, bugün afişlerimiz yasaklandı. SDP yıldırılamayacak, darbecilere, cuntacılara, çetelere karşı mücadelesi sürecek.


Dile Getirilenler Gaf Değil CHP'nin Gerçekliğidir

Onur Öymen tarafından Dersim katliamı ve Şeyh Sait isyanıyla ilgili dillendirilen cümleler bir gaf ya da dil sürçmesi değildir. Onur Öymen Kürt sorununa devletin nasıl yaklaşması gerektiğini anlatmaya çalışırken, daha net anlaşılsın diye bir teşbihte bulunmuş ve fena hata yapmıştır. Hata teşbihte değil, kendi gerçek niyetlerini ve olaylara yaklaşımını ele vermesindedir. Onur Öymen CHP’nin resmi politikasını açıklamıştır: geçmişte katlettik şimdi de katletmeliyiz. Onur Öymen haklarını arayanlara, demokrasiden ve özgürlükten yana olanlara, resmi devlet politikaları dışına çıktıkları anda nelerle karşılaşacaklarını Dersim katliamı örneğini vererek göstermiştir. CHP’nin ezilenlere düşman bir devlet partisi olduğu gerçeğini ifşa etmiştir ve bizce de iyi etmiştir.


Kürt Sorununun Çözümü Genelkurmayla Değil Kürt Halkıyla Mutabakattan Geçer

Biz bugün askere neden darbe planlıyorsun, cunta tertipliyorsun demiyoruz. Biz başbakana sesleniyoruz ve diyoruz ki: Görevini yerine getir ve genelkurmay başkanını görevinden al. Açık bir cunta oluşumunun gözler önünde olduğu bir ortamda, beğenilsin ya da beğenilmesin halkın oyarıyla getirdiğini alaşağı etmek için yasadışı bir tertip söz konusu olduğunda yapman gereken şeyi yap. Bu senin tercihin değil yasal sorumluluğundur. İdari bir tedbir olarak genelkurmay başkanını ve belgeyi hazırlayanları görevinden al.


Sosyalist Demokrasi 1 Ay Kapatıldı

Sosyalist Demokrasi gazetesi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karar gereğince 1 ay süreyle kapatıldı. Kapatmaya gerekçe olarak Sosyalist Demokrasi gazetesinin 84. sayısında yer alan “Tarihi Yaşamaya Geliyoruz” başlıklı yazı gösterildi. Mahkemeye göre yazı bölücülük yapmakta ve terör örgütünü övmektedir. Adı geçen yazı Habur’dan giriş yapan barış grubunun çözüm eksenindeki taleplerini içeren yazı metnidir.Metin operasyonların durdurulması, çözüm için diyalogun sağlanması, Kürt kimliği için anayasal güvencenin sağlanması, anadil ve anadilde eğitim hakkı, kültürel haklar, demokratik bir anayasa, Kürt illerinde devlet şiddetine son verilmesi ve Öcalan’ın yol haritasının açıklanması taleplerini içeriyor.

YAYIN KURULU: Bölücü Olan Devlettir

Ankara'da Sosyalist Demokrasi gazetesinin kapatılmasına tepki

'Sosyalist Demokrasi' gazetesi kapatıldı

Sosyalist Demokrasi ve Yürüyüş Dergisi 1 Ay Kapatıldı

İki günde 3 gazeteye kapatma


SDP 4. KADIN KONFERANSI:

"Erkek, Devlet Şiddetine Karşı Susmuyoruz!" 

SDP IV. Kadın Konferansı, 24-25 Ekim 2009 tarihlerinde çeşitli illerden 65 kadının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Kadın Konferansı öncelikle, yıllardır birlikte mücadele ettikleri ve bugün cezaevinde bulunan DÖKH’lü, KESK’li tüm tutuklu kadınları selamladı, en kısa zamanda salıverilmelerini talep etti. Konferans, yapılan değerlendirmeler ışığında önceki konferans kararlarının bugün hala geçerliliğini koruduğundan hareketle bu kararları geçerli belgeler olarak onayladı. Buna ek olarak, “Erkek, devlet şiddetine karşı susmuyoruz!” şiarıyla güncel değerlendirmeler doğrultusunda "Parti içi kriz ve kadın politikalarımız", "Örgütlenme", "Kadına Yönelik Şiddet ve Cinsiyetçilik", "Kadın Barış Hareketi İçin", "Anayasa ve Kadınlar", "Ekonomik Kriz ve Neoliberal Politikalar Karşısında Kadınlar" başlıkları altında kararlar aldı.


Kürt Kardeşime Dokunma!

Bütün bu ırkçı saldırıların ardında faşist MHP ve CHP’nin tutumlarının olduğu kadar hükümetin süreci kesintiye uğratmasının da etkisi vardır. Kürtlere ve DTP’ye yönelik saldırılar sıradan öfke patlaması olarak değerlendirilemeyecek kadar tehlikelidir. Açılımın bu kesintiye uğrayan evresinde inisiyatif savaştan beslenen şovenist ve ırkçı  kesimlerin eline geçmiştir. Diğer yandan hükümet ortaya koyduğu bu tutumla açılımdan Kürtlerin teslim alınmasını anladığını göstermektedir. İnsanların savaşın biteceğine olan özlemleri nedeniyle yaptıkları kutlamalara karşı takınılan tutum, pişmanlık dayatmaları, tehditler ve saldırılar bu durumun kanıtıdır.   Hükümet, Kürtlerin uğrunda bedel ödedikleri haklarını, bir açılım süreci başlatıldı diye bırakarak teslim olmayacağını iyi bilmelidir.


Başbakanı Kürt halkını tehdit etmeyi bırakmaya ve açılımı demokratikleştirmeye çağırıyoruz

Gelen barış gruplarının şenliklerle karşılanması, on binlerce insanın barış gruplarını coşkulu bir biçimde karşılaması, gelenlerin giydikleri elbiseler, atılan sloganlar yalnız başbakanı değil, MGK toplantısının hemen ardından apoletli medyayı da çok üzmüş olacak ki bugün Hürriyet başta olmak üzere birçok yayın organında aynı kalemden çıkmışçasına yazılar yayınlandı. Bu durum açılımın içinde var olan demokratikleşme damarının ne denli zayıf olduğunu bir kez daha göstermektedir.


Teslimiyet Edebiyatını Bırakın!

Barış ve Kardeşlik için Açın Kapıları!

Barış Grubunun ülkeye giriş yapması, bugün önümüze çıkan tarihi bir fırsattır. Bu fırsatın nasıl değerlendirileceği süreci de belirleyecektir. Pişmanlık yasasının dayatılması, Barış Grubu üyelerinin tutuklanması, sürecin akamete uğratılması anlamına gelecektir. Kuşkusuz bu durum Kürt halkı ve tüm emek, barış, demokrasi güçleri için büyük bir hayal kırıklığı anlamına gelecektir. Bugün barış umutlarını söndürmeye kimsenin hakkı yoktur. Hükümetin atacağı adım, sürece yön verecektir. Hükümetin adımı, dönüşlerin önünü açabilir, süren kirli savaşa son verebilir. Partimiz SDP, çözüm yönünde atılacak adımların kararlı bir bileşeni ve destekçisi olacağını ilan eder.


Bu Yanlıştan Geri Dönülmelidir!

Anayasanın 82. maddesine göre dokunulmazlıklarından dolayı haklarında açılan davaların sürdürülmesi hukuka aykırı olmasına rağmen ve halihazırda meclisteki milletvekillerinin yaklaşık yarısının yolsuzluk, ihaleye hile karıştırmak gibi yüz kızartıcı adli suçlardan dolayı yargılanmaları bu dokunulmazlık zırhına dayandırılırken DTP’li vekillerin düşüncelerinden dolayı yargılanması hem ikiyüzlülük hem de insan haklarına aykırı bir durumdur.


'Ankara'da Muhatap Bulamadık'

Genel Başkan Rıdvan Turan, Genel Başkan yardımcıları Ekin Bodur ve Yeşim Ergün’den oluşan bir heyet eşliğinde bakanlığa gitti. Ancak bakanlıkta, güvenlik amiri bir polisten başka muhatap bulunamaması ve bakanın ve kaleminin “çok işinin” olduğunun söylenmesi üzerine Turan, hükümetin bu tutumunu eleştirdiğini,  halkların ortak iradesini içeren çözüm önerilerini yüzlerce kilometre yol kat ederek bir polis memuruna teslim etmek için getirmediğini söyleyerek çözüm broşürünü vermeden bakanlıktan ayrıldı.


Barış Yürüyüşçülerimizin Yolu Açık Olsun!

Kritik önemde olan önümüzdeki aylarda, demokrasi güçleri çok önemli sorumluluklarla karşı karşıyadır. “Açılım”ın demokratik çözüm doğrultusunda evrilmesi, emek, barış, özgürlük güçlerinin çabasına, mücadeleleriyle bu süreci demokratikleşme yönünde belirleyebilmesine bağlıdır. Bu açıdan SDP, İstanbul başta olmak üzere tüm bölgelerden, en yetkili ağızdan yukarıdaki talepleri bizzat içişleri bakanına iletmek için Ankara’ya yürüyerek gitmek ve geçtiği tüm illerdeki barış güçlerinin katkısıyla süreci güçlendirmek amacındadır.


Herkes Konuşsun Kürtler Sussun mu?

Keyfi bir “örgüt propagandası” yorumunun, ifade özgürlüğü üstünde bir Demokles kılıcı gibi sallandırılması bu Terörle Mücadele Yasası sayesinde mümkün olmaktadır. Parlamentoda salt çoğunluğu bulunan hükümetin bu anti-demokratik yasayı değiştirmesinin önünde kendi demokrasi zihniyetinden başka hiçbir engel yoktur.


Açılım, Öcalan ve Barış Yürüyüşü

RIDVAN TURAN

Türkiye’de siyaset moda deyimiyle “açılım”a kilitlenmiş durumda. Herkes kendi meşrebince açılıma ilişkin değerlendirmeler yapıyor. Kimileri açılımın devleti bölmek anlamına geldiğinden bahsediyor, kimi ufukta gerçek bir demokrasi görüyor, kimileriyse ‘çözüm iyidir ama...’ diye başlıyor söze.


SDP PARTİ MECLİSİ'NİN BASINA VE KAMUOYUNA AÇIKLAMASI:

Kürt Sorunu, 'Açılım' ve Demokratik Çözüm

9 Ağustos'ta İstanbul'da toplanan Sosyalist Demokrasi Partisi Parti Meclisi Kürt sorununda 'açılım' ve demokratik çözüm tartışmaları üzerine SDP'nin görüş ve önerilerini açıkladı. Sosyalistlerin ve demokrasi güçlerinin tarihsel ve ertelenemez görevlerine vurgu yapılan açıklamada kalıcı bir barışın asgari imkanlarının yaratılabilmesi için atılması gereken adımlar yedi madde halinde sıralandı. Açıklamada "Sosyalist Demokrasi Partisi, sorunun demokratik çözüm yollarını tıkayan, çözüm diyerek inkar ve imha konseptinde direnen tüm anlayışlara karşı halkların eşit ve kardeşçe yaşamının gerçekleşmesi için üzerine düşen her türlü görev ve sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır." denildi.





ZALİMKEN MAZLUM OLMAK


KATLİAM VE YÜZLEŞME


SERİ KATİL


YENİ YILA GİRERKEN


SİZİN ADALETİNİZ YERİN DİBİNE BATSIN!


İLLÜZYON


ÖLÜMÜ YEĞİN ÜLKE


DUYGU DURUMU


DEPREMDE DE DAĞDA DA...


AKP YENİ DÖNEMDE DAHA FAZLA HEGEMONYA VE DAHA FAZLA OTORİTE PEŞİNDEDİR


SRİ LANKA MODELİ "ÇÖZÜM"...


HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?


SIRANIN BAŞKA KİMSEYE GELMEMESİ İÇİN


DEVRİMCİ KARARGAH İDDİANAMESİNİ ANLAMA KILAVUZU


KAPİTALİST MEKAN POLİTİKASI VE DEMOKRATİK ÖZERKLİK (ÖZERK İSTANBUL İÇİN BİR DENEME)


'MUHTEŞEM YÜZYIL': GÖRÜNGÜ, GERÇEK VE BİR TARİH OKUMASI


ORTAK GÖREV: SATHI MÜDAFAA (2)


HAFIZA-İ BEŞER YA DA ESKİYEN KIRMIZI ÇİZGİLER


ORTAK GÖREV: SATHI MÜDAFAA!


İLERİ DEMOKRASİ VE ŞECAAT ARZEYLERKEN SİRKATİN SÖYLEMEK


AKP'NİN MEŞRUİYET TEMELLERİ


2011 SEÇİMLERİNE GİDERKEN POLİTİK VURGU VE İTTİFAKLAR


'DEVRİMCİ' KEMAL'İN PİYASACI CHP'Sİ VE SOSYALİSTLER


İKAME VE GERÇEK DEMOKRASİ


AKP'NİN 'GÜÇ KİRLİLİĞİ' VE SOSYALİSTLERE KOMPLO TEZGAHI


21 EYLÜL KOMPLOSU: 21. YÜZYILIN DREYFUS DAVASI


21 EYLÜL KOMPLOSU VE SOSYALİSTLER







SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın DTP'ye Geçmiş Olsun Mesajı


Dev-Genç Kürt Sorununun Çözümü İçin Taleplerini Açıkladı


Berçelan İzlenimleri


Başbakan Çift Kişilikliliği Bırakmalıdır


Sarkis Çerkezyan Mücadelemizde Yaşayacak


Cezaevlerinde Ölümlere Sessiz Kalmayacağız!


Ateşkes Sürecini Doğru Değerlendirmek

RIDVAN TURAN


Bu Yöntem, Demokratik Çözüm Yöntemi Değildir!


Savaş Yollarını Kapatın, Müzakere Yollarını Açın!


Diyarbakır İzlenimleri

RIDVAN TURAN


Üçüncü Köprü Çözüm Değil Yağma


Uygurlara Yapılan Saldırılar Durdurulmalıdır


Kenan Evren'in Talebi Kabul Edilmelidir! Halka Sorulsun!


Uğur Kaymaz afişine polis ilgisi


Kaymaz Ailesinin Haklı Öfkesinin Yanındayız


'İddialarımızın Hiçbirinden Vazgeçmiş Değiliz' 


SDP Genel Başkanlığına Rıdvan Turan Seçildi


 
Loading