|
Sizin Tek Bildiğiniz Koyun Gütmekmiş!
33 ay önce yerel seçimlerin hemen ardından başlatılan ve bugün artık
milletvekillerine kadar uzanmış bulunan bu KCK operasyonları ve
tutuklama terörüyle kelepçelenen BDP yöneticilerinin, belediye
başkanlarının, insan hakları savunucularının, sivil toplum
kuruluşlarının temsilcilerinin tam sayısı artık bilinmemektedir.
Başbakan Erdoğan’ın daha birkaç gün önce “buraya niye geldin dağa
çıksaydın!” diyerek ihbar ettiği Leyla Zana’nın ev ve bürosunun
basılması, özel yetkili savcıların ve mahkemelerin siyasal iktidarla
ne kadar iç içe çalıştıklarını bir kez daha kanıtlamıştır.
Bölgesel Gerilim Artarken TC Politikalarına Antiterör Söylem Yön
Veriyor
ABD’nin Irak’tan çekilmesi ile başlayan süreç, bölgesel planda yeni
bir dizilişin söz konusu olduğu ve yeni güç dengelerinin devreye
girdiği bir süreç olarak görülmelidir. Irak’ın işgali ile bölgesel
dengeler ne denli kökten bir değişime uğradı ise, çekilmenin de
benzer biçimde dünya tarihsel sonuçlar üretmesi beklenmelidir. Bu
durum görülmeksizin, Hürmüz Boğazı’nda ABD ve İran arasında artan
gerilimin, Suriye’ye yönelik aralıksız artan baskının, Irak’taki
mezhep çatışmaları ile başlayan parçalanma sürecinin ve nihayetinde
Türkiye’nin Kürt politikalarının, layıkıyla anlamlandırılması mümkün
olamayacaktır. Bu olgulardan bazıları direkt, bazıları ise dolaylı
olarak, çekilme süreciyle bağlantılıdır.
SDP'nin
Yeni Anayasaya İlişkin Görüşleri
Sosyalist Demokrasi Partisi, yeni anayasaya ilişkin görüş ve
önerilerini 19.12.2011 tarihinde yazılı olarak Meclis Anayasa
Uzlaşma Komisyonu’na iletmişti. 09.01.2012 tarihinde de Meclis
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na partimizin “Demokratik, Özgürlükçü,
Eşitlikçi ve Sosyal Bir Anayasa” niteliği kazandıracağını düşündüğü
görüş ve önerileri sözlü olarak SDP Genel Merkez adına Hüseyin Taka
ve SDP Ankara İl Başkanı Burcugül Çubuk tarafından iletildi.
Terör şiir, resim, makale değil, savaş uçaklarınızın yağdırdığı
bombalardır
28 Aralık akşamı Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski)
köyü yakınlarında kaçakçılık yaparak geçimini sağlayan çoğunluğu
çocuk ve genç yaklaşık 50 Kürt köylüsü köye dönüş yaptıkları saat
21.20 sularında Türk savaş uçaklarının bombardımanında katledildi.
YAŞ’ta ‘harbe hazırlık’…, MGK’da ‘etkin mücadele’ kararları ve
sonrasında AKP’nin savaş makinesi 38 köylüyü katletti. İşte AKP’nin
bilimsel terörü: Gazze değil, Felluce değil, Hama değil, Uludere
katliamıdır.
Hopa tutsaklarına özgürlük!
Yarın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak Hopa
Davasıyla ilgili bir basın açıklaması yapan SDP Genel Başkan
Yardımcısı Yeşim Ergün, mahkemelerin polisin kararlarına meşruiyet
kazandırmak için çalışan birer “biçimsel infaz kurumları”na,
Türkiye'nin ise dünyanın en büyük açık cezaevine çevrilmeye
çalışıldığını belirterek "ülkenin başbakanı ülkeyi bir cezaevi
müdürünün cezaevini yönetmesi gibi yönetmeye başlamıştır" dedi.
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan: "Partimizin anahtarını polise de
yaptıralım da ikide bir kapıları kırmasınlar"
Artık SDP’ye operasyon düzenlemek sıradan bir vaka haline dönüştü.
Yaşananlar artık komik gelmeye başladı bize. Birkaç gün önce sabah
erken saatlerde parti polis tarafından yine basıldı. Ellerinde arama
kararları var, parti yetkililerine ulaşmak yerine kapıları kırarak
içeri girmeyi tercih ediyorlar. DK örgütünün bombalarını
arıyorlarmış. Yani öküz altında buzağı arıyorlar. Birkaç sopa, bira
şişesi, sapan vb bulduklarını söylüyorlar. Utanmadan bunları da
basına teşhir etmişler.
SDP'Yİ SUSTURMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEKTİR
SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün, SDP İstanbul il örgütünün
bu sabah emniyet güçlerince basılması üzerine yaptığı basın
açıklamasında, "Bu uygulamanın, bırakın hukuk devletini, göstermelik
yasalarla yönetilen bir ülkede bile yeri yoktur. Emniyet göz göre
göre yasaları hiçe saymakta, bir siyasi partinin binasına eşkıya
gibi girip hırsız gibi çıkmak hakkını kendinde görebilmektedir."
dedi. Son günlerde parti üye ve yöneticilerine yönelik polis
terörünün planlı bir biçimde tırmandırıldığına dikkat çeken Yeşim
Ergün sosyalistlerin bu yöntemlerle yıldırılamayacağını belirtti.
ŞİMDİ KARDEŞLİK VE DAYANIŞMAYA HER ZAMANKİNDEN FAZLA İHTİYAÇ VAR
SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün yaptığı basın açıklamasında,
şimdi kardeşlik ve dayanışmaya her zamankinden fazla ihtiyacımız
olduğunu vurgulayarak savaşta ölenlerle deprem sonucu ölenlerin,
madende göçük altında kalarak hayatını kaybedenlerin hep aynı
sınıftan olduğunu, hepsinin ezilenler olduğunu belirtti. Basın
açıklamasında "Bir avuç zenginin rahatı için milyonlarca insan
sefalet koşullarında yaşamakta ve canlarından olmaktadırlar."
denildi.
SDP ÜYELERİNE YÖNELİK TUTUKLAMA TERÖRÜ TIRMANIYOR
SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün yaptığı basın açıklamasında,
SDP'lilere yönelik bir polis terörürü estirildiğini ve parti
üyelerine yönelik olarak tutuklama ve gözaltı furyasının hız
kesmeden devam ettirildiğini belirtti. Basın açklamasında "Bundan
önce Genel Başkanımıza ve MYK üyelerimize yönelik olanlar dahil
hiçbir gözaltı ve tutuklama bizi doğru bildiğimizi söylemekten
vazgeçirmemiştir. İktidar giriştiği operasyon ile bunu başaracağını
sanıyorsa aldanmaktadır." denildi.
SAVAŞA KARŞI BARIŞTA ISRAR ÖLÜME KARŞI YAŞAMDA ISRARDIR!
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan yaptığı basın açıklamasında,
kayıpların sorumlusunun, sorunu barışçı ve demokratik yollarla
çözmeye yanaşmayan hükümet olduğunu belirterek. hükümeti silah
başından masa başına çağırdı ve sorunun çözümü için müzakerelerin
başlatılmasını talep etti. Basın açklamasında "Bugün açıkça
görülmektedir ki, hükümet bildiği yoldan şaşmamakla kalmamakta,
defalarca tekrarlanan şeyi bir kez daha yapıp farklı sonuçlar
beklemektedir. Hükümet bu yolla farklı sonuç elde edemeyecektir.
Sonuç kan ve gözyaşı olacaktır. Bu yoldan dönülmelidir." denildi.
ÇATI SEÇİM VE ŞEMSİYE DEĞİL İTTİFAK PARTİSİ OLMALIDIR
SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan hiçbir hukuki dayanağı olmayan
sebeplerden dolayı 11 ay cezaevinde kaldı. Geçtiğimiz günlerde
kamuoyu vicdanının baskın gelmesi üzerine tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakıldı. Turan, serbest kaldıktan sonra da kendisini
yeniden tutuklanmasının önemli bir gerekçesi haline getirilen sol
çatı partisi faaliyetleri içinde buldu. Hoşgörülü tutumları,
entelektüel vasıfları ile Türkiye sosyalist hareketi içinde büyük
sempati toplayan Rıdvan Turan'la dünya solunun gündemi ile sol çatı
faaliyetlerini konuştuk. Turan, dünyadaki kapitalizm karşıtı
gösterileri önemli görmekle birlikte henüz gösterilerin "devrimsiz
bir devrim" ruhunu aşamadığını ifade ediyor. Kurulacak sol çatının
parlamenter mücadeleyi önemsemesi, ancak bir seçim partisi olmaması
gerektiğini, yalnızca örgütlü güçlerle sınırlı bir "şemsiye
parti"nin de sürece cevap vermede yetersiz kalacağını kaydeden
Turan, bunun yerine toplumsal muhalefeti ortak bir "emek ve
demokrasi programı"nda birleştiren demokratik bir "ittifak partisi"
kurulması gerektiğini vurguluyor.
>İrfan Güler'in SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile söyleşisi (Demokratik
Modernite, Eylül-Ekim 2011, Sayı: 3, s. 94-99).
ÇÖZÜM
ŞANSI KAYBOLUYOR
Bu sabah Mardin’in Derik İlçe Belediye Başkanı BDP’li Çağlar Demirel
ile Diyarbakır’ın Kayapınar BDP İlçe Başkanı Zübeyde Zümrüt, BDP
Genel Sayman Yardımcısı Salih Yıldız ve BDP Genel Başkan Yardımcısı
Erkan Pişkin’in de aralarında bulunduğu İstanbul’dan 80,
Diyarbakır, Ankara ve Gaziantep’deki gözaltılarla birlikte 110 Kürt
siyasetçisi gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan
açıklamalara göre de gözaltlılar devam edecek.
KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ İLE İTTİFAK VE SOSYALİSTLERİN BİRLİĞİ
POLİTİKALARIMIZ DOLAYISIYLA CEZALANDIRILMAYA ÇALIŞILDIK
21
Eylül 2010 günü aralarında Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı
ve yöneticilerinin de bulunduğu 14 kişi, bir komplo sonucu, asılsız
iddialarla tutuklanmıştı. 21 Eylül Komplosu, sosyalist hareketin,
emek ve demokrasi güçlerinin kendisine yapılan topyekün bir saldırı
olarak değerlendirilmiş, Sıra Kimde İnisiyatifi ile örülen geniş
cephe, bu sahiplenişin bir göstergesi olmuştu. 11- 12 Ağustos’ta
gerçekleşebilen ilk duruşmada, demokrasi güçlerinin birlikte
mücadelesi sonucunda 8 sosyalist tahliye edilmişti. 11 ayın ardından
tahliye olan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile 21 Eylül komplosu ve
içinden geçtiğimiz çatışmalı süreç hakkında sohbet ettik.
SDP:
ASIL HEDEFİMİZ ORTAK MÜCADELE
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, Çatı
Partisi formunun kendileri için tali bir mesele olduğunu ifade
ediyor. Kısa bir süre önce cezaevinden çıkan Genel Başkan Turan,
kendileri açısından asıl meselenin Kürt ve Türk halklarının ortak
mücadele inisiyatifini üstlenen bir iktidar alternatifinin ortaya
çıkarılması olarak bakıyor. Turan, 2 binli yılların başından
itibaren SDP’nin böyle bir anlayış içinde olduğunu hatırlatarak,
Çatı Partisi ne zaman gündeme gelse böyle bir çalışmaya katkı
koyacaklarını, katılımcıları olacaklarını defalarca belirttiklerini
söyledi.
SDP 7.
PARTİ MECLİSİ POLİTİK DURUM DEĞERLENDİRMESİ
Hem bölgede hem Türkiye’de, yükseltilen bu savaş çığırtkanlığının,
bu kan ve zulüm politikalarının, emekçilerin ve halkların
çıkarlarıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Eninde sonunda halkların
kardeşliğinin kazanmasının gerektiğini ve tek çözümün bu olduğunu
görebilmek için, sömürü çarklarını sürdürebilmenin bir gereği olarak
egemenlerin yükselttiği şoven savaş çığırtkanlığının kirli
perdesinin yırtılıp atılması gerekmektedir. SDP, hem iç savaş hem
bölgesel savaş tehdidinin çok ciddi boyutlara tırmandırıldığı bu
günlerde, savaş karşıtlarının barış cephesinin oluşturulmasının en
acil görev olduğu bilinciyle, bütün demokrasi güçlerini yan yana
gelmeye çağırmaktadır.
HESAPLAŞMA, EKSİKLİKLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNEREK YAPILMAK İSTENDİ
SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye sosyalist hareketinin 12 Eylül
ile hesaplaşamadığını belirterek, "Kimi zaman bu hesaplaşma
ideolojik politik bağlamından koparılarak ele alındı, kimi zaman 12
Eylül ile hesaplaşma kendi eksikliklerimiz görmezden gelinerek
yapılmaya çalışıldı" dedi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla
birlikte 12 Eylül ile hesaplaşma olgusunun da son derece karmaşık ve
içinden çıkılması güç bir hal aldığına dikkat çeken Rıdvan Turan,
"12 Eylül askeri darbesi Türkiye sosyalist hareketini örgütsel
planda önemli ölçüde tasfiye etmiştir ama yaklaşık bir 10 yıl kadar
sonra reel sosyalizmin çöküşü 12 Eylül ile hesaplaşmanın salt
örgütsel planda mümkün olamayacağını, eskinin aynen tekrarlanmasının
-eski örgütsel yol ve yöntemlerle, sosyalizm tasavvuruyla yola devam
etmeye çalışmanın- sonuç vermeyeceğini göstermiştir. Sosyalist
hareket köklü bir ideolojik darbe yemiştir" dedi.
RIDVAN TURAN: AKP YENİ KONSEPTLE HERKESİ İÇERİ ATTIRABİLİR
Kısa
bir süre önce cezaevinden çıkan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan,
AKP’nin belirlediği yeni konsept kapsamında istediği herkesi
suçlayıp içeri attırabileceğini söylüyor. Turan, artık teknik
takipler ve dinlemeler sayesinde hiçbir gerekçe sunulmadan herkesin
tutuklanabileceğini belirterek, ''Bir sürü Ergenekon türetebilirler”
dedi. Devrimci Karargah ve Hanefi Avcı ile bağlantısı olduğu
gerekçesiyle tutuklanarak, SDP davasından yargılanan Rıdvan Turan,
yaşananları ANF’ye anlattı.
'ÇATI PARTİSİ HENÜZ VÜCUT BULMADAN YARGILANMIŞ OLDU'
'Devrimci
Karargah' örgütüne üye olduğu iddiası ile 11 aylık tutukluluğun
ardından tahliye olan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, SDP Genel
Başkan yardımcıları Günay Kubilay ve Ecevit Piroğlu, SDP MYK üyesi
Ulaş Bayraktaroğlu, TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu kendilerini
yalnız bırakmayan dostlarına teşekkür ettiler. Sıra Kimde
İnisiyatifi'ni oluşturan örgütlerin temsilcileri, önümüzdeki
günlerde artacak saldırılara karşı daha fazla birlikte mücadele
edilmesi gerektiğine işaret etti.
KOMPLO BİRLEŞİK MÜCADELEYLE BOŞA ÇIKARILDI
Devrimci
Karargâh davasında 11 ay sonra tahliye edilen Sosyalist Demokrasi
Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, maruz kaldıkları komplonun
temel sebebinin Kürt siyasi hareketi ve toplumsal muhalefeti bir
araya getirmeye dönük "çatı partisi" girişimleri olduğunu
belirterek, komplonun sosyalistler ve Kürt siyasi hareketinin
dayanışması ile boşa çıkarıldığını söyledi.
SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN
SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ ADINA SAVUNMA YAPTI
Şu
anda SDP açık bir polis komplosu ile karşı karşıyadır. Kes-kopyala
biçiminde oluşturulmuş bir iddianame ile, hiçbir somut kanıt söz
konusu olmaksızın yaklaşık 1 yıldır Genel Başkanı ve merkez
yöneticileri tutuklu bulunmaktadır. SDP, Kürt sorunundaki barış ve
demokrasi eksenli çözüm politikaları sebebiyle ve sosyalistlerin
birliğini sağlama çabaları nedeniyle cezalandırılmaktadır. Devrimci
Karargah üyeliği iddiası ve düzmece iddialar ise bu minarenin
kılıfıdır. Dolayısıyla; Bu mahkemede yargılanan Devrimci Karargah
değil, SDP’dir. SDP’nin faaliyetleri ve üyeleridir. SDP, bağımsız
bir partidir. Hiç kimsenin uydusu olmayacak kadar kimlikli ve
kişilikli bir partidir. SDP’nin yöneticileri ve üyeleri hiç kimsenin
dümen suyunda yürümeyecek kadar kimlikli ve kişilikli insanlardır.
Bu gerekçelerle, SDP’ye yöneltilen suçlamaları, SDP’nin tüzel
kişiliğine yönelik iddiaları asılsız ağır bir itham olarak görüyor,
kesin bir dille reddediyoruz.
BU YOL BARIŞ VE İSTİKRAR YOLU DEĞİLDİR
Sosyalist
Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Hatip Dicle'nin
milletvekilliğinin düşürülmesi ve DTK'nin Emek Demokrasi Özgürlük
Bloku milletvekillerini meclise gitmemeye çağırması üzerine bir
basın açıklaması yaparak Türkiye halklarını savaş politikalarına
hayır demeye çağırdı. SDP MYK açıklamasında "Seçilmiş tüm
milletvekilleri serbest bırakılmalı, vekillik yapmaları önündeki
engeller kaldırılmalıdır. Kürt halkının iradesini yok sayan YSK
kararının, Emek Demokrasi Özgürlük Bloku milletvekillerinin
girmediği bir parlamentonun, güvenoyu vereceği hükümetin bir
meşruiyeti yoktur ve bu yol barış ve istikrar yolu değildir."
denildi.
SDP DANIŞMA MECLİSİNİN SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ:
12 HAZİRAN 2011 SEÇİMLERİ: GÜL BAHÇESİNİN DİKENLERİ
Seçim döneminde MHP ile girilen “milliyetçilik
yarışı”nın ve “iktidarda biz olsaydık asardık” derecesine varan
savaş çığırtkanlıklarının sırf oy kaygısıyla başvurulan ve seçimin
ardından hepten terk edilecek yöntemler olduğunu sanmak son derece
yanıltıcıdır. Bu dozu yükseltilmiş milliyetçi söylem, Başbakanın
seçim gecesi yaptığı konuşmada Batı Şeria’dan Gazze’ye, Şam’dan
Beyrut’a kadar geniş bir sınır-ötesi “kazananlar” listesi yapmasıyla
birlikte ele alındığında, AKP milliyetçiliğinin, Türkiye
burjuvazisinin bir bölgesel güç olma hevesine eşlik eden bir unsur
olarak kalıcı ve MHP’ninkinden daha “büyük” bir milliyetçilik olduğu
anlaşılabilir. AKP bu seçimlerde, Davos şovundan bu yana Erdoğan’a
takılan ‘Ortadoğu’nun sevilen lideri’ maskesini pazarlayarak ve
geleneksel sağın “küçük Amerika” olmaya özenen klasik “büyük
Türkiye” hayalinin gerçekleştiricisi olabileceği algısını Türk
seçmende yaratarak oylarını artırmıştır.
AKP 'ADALETİ' İKİ GÜN SABREDEMEDİ!
AKP hükümeti Hopa’daki cinayetin üstünü örtmek için başlattığı baskı
ve saldırı politikasını 12 Haziran sonrasında artırarak
sürdürmektedir. Başbakanın seçim gecesi yaptığı konuşmadan içi boş
demagojik sözcükleri cımbızla seçerek, adaletten, huzurdan,
demokrasiden, özgürlükten dem vurmak için iki gün dahi
sabredilememiştir. 12 Haziran’ı “Batı Şeria kazandı, Gazze kazandı”
diye yutturmaya kalkmanın ardında Hopa’ya kaybettirmek, emekçi halka
kaybettirmek hayalinin yattığı şimdiden ortaya çıkmıştır.
12 HAZİRAN'DA YAPILACAK OLAN ARTIK BİR "SEÇİM" DEĞİLDİR
Yüksek
Seçim Kurulu, aralarında Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğunun
adayları Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Hatip Dicle, Leyla Zana,
Ertuğrul Kürkçü’nün ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin
desteklediği Çiçek Otlu’nun da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili
adayının adaylıklarını “veto” etti. YSK ayrıca Özgürlük ve Dayanışma
Partisi’nin de seçimlere katılmasını engelledi. Yüksek Seçim
Kurulunun “sabıka kayıtları” bulunduğu gerekçesiyle adaylıklarını
iptal ettikleri arasında şu anda milletvekili olan ve 2007
seçimlerinden bu yana hukuki durumlarında bir değişiklik olmayan
vekillerin de olması, bu kararın “siyasi” bir karar olduğunun açık
göstergesidir. Bu kararla BDP’nin birinci parti olduğu Diyarbakır’da
aday sayısı üçe düşürülmekte, birçok ilden hiç milletvekili
çıkaramamasına yol açılmakta, siyasi yasaklı adaylar da hesaba
katıldığında, oylarını çok artırmış olmasına karşın BDP’nin grup
kuramaması hedeflenmektedir.
HALKIN ORTAYA ÇIKARDIĞI İRADEYİ TANI! HUKUKSUZ SALDIRILARI DURDUR!
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan Erbil’de “ileri demokrasi, hak ve özgürlükler”
nutukları atıp “devlet millet kaynaşması” masalları anlatırken,
Kızıltepe’de, Nusaybin’de, Mersin’de Demokratik Çözüm Çadırlarına
polis gaz bombalarıyla saldırıyor, vekiller ve belediye başkanları
yerlerde sürükleniyor, tutuklama terörü sürdürülüyordu. Newroz
alanlarına toplanan milyonların Demokratik Çözüm Çadırlarına
başlattıkları Özgürlük yürüyüşleri ile dile getirdiği talepler, Kürt
sorununun barışçıl çözümü için ortaya konan somut, demokratik
taleplerdir. Bu taleplerin karşısına polisi, panzeri diken, Barış
Annelerine gaz atan, çocukları gözaltına alan AKP hükümeti,
çözümsüzlüğü ve savaş politikalarını tırmandırmaktan başka bir şey
yapmamaktadır.
SDP MYK: KOMPLOLAR GİZLİ "YASA"LARIN ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR
3
Mart sabahı yapılan operasyonda gözaltına alınırken Ahmet Şık’ın
“Dokunan yanar” diye bağırmasının anlamı şudur: Bizim bilmediğimiz,
yani usulüne uygun olarak TBMM’den geçirilmemiş, ama hükümetin,
emniyetin, savcıların ve yandaş medya organlarının bilgisi dahilinde
olan bir gizli “yasa” maddesi vardır: Fethullah Gülen cemaatinin
devlet içindeki örgütlenmesine ilişkin araştırma yapmak, yazı
yazmak, kitap hazırlamak henüz günışığına çıkmadan engellenmesi
gereken bir “suç” oluşturuyor. Ama yasa maddesi gizli olduğu için
adını koyarak bu “suç”tan değil imal edilmiş bir “terör örgütüne
üyelik suçundan” hapse atılmanız gerekiyor. Bunun için “bir
bilgisayardan kurtarılan bir belge” genellikle iyi bir gerekçe
sayılıyor.
SDP MYK: KOMPLONUN KANITI İDDİANAMENİN KENDİSİ
Sosyalist Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu bir açıklama
yaparak SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan Turan ile parti yönetici ve
üyeleri hakkında Devrimci Karargah üyeliği suçlamasıyla açılan
davanın iddianamesinde SDP tüzel kişiliğine ilişkin iddialara yanıt
verdi. SDP MYK açıklamasında iddiaların asılsız olduğu ve
iddianamede hukuk ve mantık ilkelerinin hiçe sayıldığı belirtildi.
Açıklamanın tam metni şöyle:
SDP MYK: EMEKÇİLERİN VE EZİLENLERİN DEVLETTEN VE SERMAYEDEN BAĞIMSIZ
EMEK VE ÖZGÜRLÜK DİNAMİĞİ
Radikal'in sorularına SDP MYK'nın yanıtı
AKP hükümetinin, olmayan demokratik adımlarını desteklemiyor diye
sosyalist sola ‘Ergenekoncu’, ‘statükocu’ vb. yaftalarını
yapıştırmayı adet haline getirenlerin ‘ya AKP’yi desteklersin ya da
statükodan yanasındır’ biçimindeki “ya o ya o” akıl yürütmelerinin,
olabilirliğine dahi ihtimal vermedikleri “ne o ne o” duruşunu,
emekçilerin ve ezilenlerin devletten ve sermayeden bağımsız emek ve
özgürlük dinamiğini ısrarla görmezden gelmesi gerçeklik algısında
ciddi bir bozukluğa işaret etmektedir. Çünkü “ne o ne o” duruşu, 12
Eylül referandumunda “boykot cephesi” olarak fiili bir güç olduğunu
kanıtlamıştır.
SDP
PM: HÜKÜMET VE CEMAAT, POLİS VE YANDAŞ MEDYA MARİFETİYLE YENİ
OPERASYONLAR PEŞİNDE
Başbakanın Dolmabahçe’de üniversite rektörleri ile üniversitelerin
sorunlarını konuştuğu gün İstanbul polisinin üniversite
öğrencilerine uyguladığı şiddet medyada yer bulup toplumsal tepkiyi
tetikleyince başbakanından bakanlarına, Emniyetin eylem görüntüleri
arşivcisinden AKP basınında “yazar” kadrosundan istihdam edilmiş
fikir fukarası “sivil”lere uzanan bir koronun, sanki ortada fol yok
yumurta yokken herkes birdenbire AKP’ye karşı birleşmiş de
iktidarları elden gidiyormuş paniğine kapılarak polis şiddetini
haklılamak için ürettikleri bahaneler, AKP’nin “ileri
demokrasisinin” alametifarikası olarak şimdiden siyasi literatürde
yerlerini aldılar.
SDP
MYK: AKP HÜKÜMETİ YENİ KOMPLOLAR PEŞİNDE
Bu yayın organlarının, öğrencilerin “masum olmadıklarını!” ve
“profesyonel eylemci” olduklarını “kanıtlamak için” kullandıkları
fotoğraflar IMF protestolarından, Tekel işçilerine destek
eylemlerinden ve Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal Özgürlük
Platformu yönetici ve sözcülerinin tutuklanmasını
protesto eylemlerinden alınmış fotoğraflardır. Bu yayın
organlarının, IMF’yi protesto etmeyi, Tekel işçilerinin direnişine
destek vermeyi hangi kriterlere göre “suç” saydıkları olsa olsa
kendilerinin ne tür bir “hukuk” anlayışına sahip olduklarını
sergiler. Ancak SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile TÖP sözcüsü
Oğuzhan Kayserilioğlu’nun ve SDP ile TÖP yönetici ve sözcülerinin
bir komployla tutuklanmasını protesto etmek amacıyla Sıra Kimde?
İnisiyatifinin gerçekleştirdiği basın açıklamasına katılmayı bile
“Devrimci Karargaha Destek” başlığıyla vermenin hukuku ve basın
ahlak ve ilkelerini ayaklar altına almakla bir ilgisi olduğu
kesindir.
SDP
MYK: BAŞBAKAN İŞKENCENİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN MAZERET ARIYOR
Başbakan Erdoğan bugün partisinin grup toplantısında, Cumartesi günü
İstanbul polisinin üniversite öğrencilerine uyguladığı şiddeti
savunmak için ve öğrencilerin anayasal hakları olan protesto
hakkının polis tarafından zor kullanılarak engellenmesini meşru
göstermek için “sizi böyle bir toplantıya davet ettik mi
geliyorsunuz?” diyerek dilinden düşürmediği demokrasi ve özgürlük
anlayışının ne demokrasiyle ne özgürlüklerle hiçbir ilişkisinin
bulunmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
SDP
MYK: EMPERYALİZME VE SİYONİZME KALKAN, ORTADOĞU HALKLARINA DÜŞMAN
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı füze kalkanı sistemi, örneğin
İsrail İran’a saldırırsa, İran’ın karşılık verme gücünü imha edecek
bir sistemdir. Türkiye böylece İncirlik’teki nükleer başlıkların
yanına füze kalkanı sistemini de ekleyerek, bölgede çıkabilecek ilk
çatışmada, üyesi olduğu NATO’nun ve ABD emperyalizminin çıkarları
doğrultusunda savaşa dahil olmayı baştan kabullenmiş olmaktadır.
SDP
MYK: YARGILANAN, BİR HALKIN İRADESİDİR
Bu siyasi operasyonların 29 Mart 2009 yerel seçimlerin hemen
ardından başlaması, seçimlere bölgede devletin tek partisi olarak
giren AKP’nin istediği sonuçları alamamış olmasının, sandıktan çıkan
sonucun AKP hükümeti ve devlet tarafından “beğenilmemiş” olmasının,
nasıl bir “cezalandırma” yöntemine dönüştürüldüğünü gözler önüne
sermiştir. ‘AKP demokrasisinin’ özü budur: seçimde bükemediği eli
devletin zor aygıtlarıyla kırmaya kalkmaktadır.
SDP
PM: SÖZLERİMİZİN VE EYLEMİMİZİN SONUNA KADAR ARKASINDAYIZ
SDP PM, AKP Hükümetini uyarmaktadır: Eğer SDP’nin izlediği siyasal
hattan genel başkanını tutuklatacak kadar rahatsızsanız, komploların
arkasına gizlenmeyin! SDP’nin sözünü ve eylemini yargılatın! SDP
olarak sözlerimizin ve eylemimizin dün olduğu gibi bugün de sonuna
kadar arkasında olduğumuzdan ve aynı çizgimizi hiçbir ödün vermeden
aynı kararlılıkla sürdüreceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
BU
KOMPLO DAĞITILACAK
SDP ve TÖP’ün Ergenekon ve ilişkili diğer davalarda yargılanmakta
olan darbeci, militarist, faşist unsurlara karşı sürdürdüğü
anti-militarist anti-faşist mücadele herkes tarafından
bilinmekteyken, yine Şemdinli olayı sonrası SDP’ye ait “Paşa Paşa
Yargılanacaksınız” slogan ve afişleri demokrasi ve özgürlükten yana
her kesimin hafızalarında yer almakta iken, tutuklanan yönetici ve
arkadaşlarımızın Ergenekon örgütü ile ilişkili oldukları iddiaları
tümüyle gerçek dışı ve gülünçtür.
SDP
MYK: EMNİYETİN HUKUK-DIŞI KARALAMA KAMPANYASINI KINIYORUZ
21 Eylül sabahı gözaltına alınan genel başkanımız Rıdvan Turan ve
parti yöneticilerimizin bugün İstanbul Adliyesinde Savcılığa ifade
vermekte olduğu şu saatlerde, Emniyet Müdürlüğü’nün 6,5 dakikalık
bir videosu basına servis edilmiş ve samanyoluhaber.com sitesinde bu
video “Emniyet’ten Şok Görüntüler” başlığı ile yayınlanmıştır.
Emniyet’in bu videosunda ve sitenin haberinde, partimiz ve
üyelerimiz 2008‘de AKP il binasının bombalanması gibi birçok olayla
ilgili gibi gösterilmeye çalışılmakta, birbirinden farklı ve
bağımsız olaylar bir araya getirilerek parti üyelerimize ve
yöneticilerimize asılsız suçlar yakıştırılmakta ve yasadışı birçok
olayın sorumlusu olarak partimiz gösterilmeye çalışılmaktadır.
SDP
MYK: AKP'DEN SOSYALİSTLERE KARŞI YENİ BİR REİCHSTAG YANGINI DAVASI
AKP'ye muhalif sosyalistlere karşı; Hitler'in propaganda bakanı
Goebbels'in ruhuna rahmet okutacak bir dezenformasyon, kara çalma ve
iftira kampanyası sürdürülmektedir. AKP, referandum galibiyeti
sonrası mutlak hükümranlığını konsolide etme yolunda ilk adımlarını
atmaktadır. Bilinmelidir ki AKP’nin sosyalistlere karşı giriştiği bu
tasfiye operasyonu ne ilk ne de son olacak, tasfiyeler
sosyalistlerle de sınırlı kalmayacak, tüm muhalefetin
bastırılmasına, ülkenin AKP için dikensiz bir gül bahçesine
çevrilmesine kadar sürdürülmek istenecektir. AKP’nin referandum
sonrası ilk iş olarak ele aldığı bu Reichstag Yangını Davası benzeri
tasfiye etme operasyonu boşa çıkartılmalı, SDP ve TÖP yöneticileri
başta olmak üzere gözaltına alınan tüm sosyalistlerin serbest
bırakılması için tüm aydınlar, sanatçılar, akademisyenler, demokrat
ve ilerici insanlar seferber olmalıdırlar.
SDP
ve TÖP temsilcileri siyasi bir komployla gözaltına alındılar
SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın
toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler.
SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın
açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu
komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız."
denildi.
İçişleri
bakanı 'bu saldırıların arkasında simonlar var' mı diyecek?
SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın
toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler.
SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın
açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu
komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız."
denildi.
Birdal,
operasyonu meclise taşıdı
SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın
toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler.
SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın
açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu
komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız."
denildi.
SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu
gözaltına alındı
SDP ve TÖP, bugün SDP İstanbul İl Binasında düzenlenen bir basın
toplantısında dün gerçekleştirilen operasyonları protesto ettiler.
SDP İstanbul İl Başkanı Yasemin Deliduman'ın okuduğu ortak basın
açıklamasında "Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden biri şudur: Bu
komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini yıldıramazsınız."
denildi.
ÖDP ve TKP: "Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın!"
AKP basınında 'Karargah' heyulası
'Uyduruk gerekçelerle yapılan operasyonları protesto ediyoruz'
BDP: SDP'liler ve TÖP'lülerin gözaltına alınmasının nedeni boykot
SDP
PARTİ MECLİSİ:
NE 12 EYLÜL ANAYASASI, NE AKP ALDATMACASI
AKP hükümeti, özünü ve ruhunu koruduğu 12 Eylül Anayasası’nı, bazı
değişikliklerle beraber, darbenin 30. yılında halkın onayına sunmaya
hazırlanıyor. Bu referandum, her şeyden önce 30 yıl aradan sonra AKP
hükümeti eliyle, 12 Eylül gibi gayrı meşru bir darbe anayasasına
yeniden “toplumsal meşruiyet” kazandırmak ve ömrünü uzatmak anlamına
geliyor. Referandum kampanyasını “darbe mi, demokrasi mi?” denklemi
üzerine kuran ve “12 Eylül ile hesaplaşma” şiarını öne çıkaran AKP,
sosyalistler dahil, bütün toplumsal muhalefeti bölmüş bulunuyor. AKP
hükümetinin “demokratikleşme ve 12 Eylül ile hesaplaşma” adına
parlak bir “paket” içinde sunduğu değişiklikler, ne toplumsal
muhalefetin barış, demokrasi ve insanca yaşam özlemlerine yanıt
veriyor, ne de 12 Eylül ile hesaplaşmanın yolunu açıyor. SDP’nin
politik tutumuna geçmezden önce, emekçilerin ve ezilenlerin hiçbir
temel talebine yanıt vermediği halde, toplumsal muhalefeti paralize
eden ve güçten düşüren bu referandum öncelikle bir perspektif
düzeyinde üzerinde durmayı fazlasıyla hak ediyor ve çok yönlü
irdelemeyi zorunlu kılıyor.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
KÜRT
HALKI YALNIZ DEĞİLDİR!
Bu saldırılar, kitlesel linç girişimleri bizatihi faşist güruhlarca
organize edilmiş olsa da, Kürt sorununu sinsi planlarının, oyalama
taktiklerinin ve dar parti çıkarlarının bir aracı olarak kullanan
AKP hükümeti kendini sorumluluktan kurtaramaz. Bu saldırıların
birinci dereceden politik sorumlusu Erdoğan ve hükümetidir.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
SAVAŞ LOBİSİ YÜKSELİYOR
Türkiye'de
yükselen savaş lobisinin Kürt sorununun çözümsüzlüğünü derinleştirme
niyetinde olduğunu belirten SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, dünyada
bütün benzer sorunların çözümünde olduğu gibi muhataplara kulak
verilmesi gerektiğini söyledi. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın
önerilerinin sorunu kısa sürede çözüme götüreceğini kaydeden Turan,
'Öcalan ile görüşmek zorundasınız muhatap almak zorundasınız. Bu bir
lütuf yada tercih değil, eşyanın tabiatı gereği böyledir' dedi.
(DİHA)
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
ÖLÜMLERİN SORUMLUSU
HÜKÜMETTİR
Bir yılı aşkın bir süre önce başlatılan açılım sürecinin
başarısızlığı bugün yaşanılan kaosun en önemli sebebidir. Başbakanın
ve cumhurbaşkanının Kürt sorununda iyi şeyler olacak söyleminin
içinin ne kadar boş olduğu tüm kamuoyu tarafından görülmüş
durumdadır. Hükümet bir yıldan beri açık bir ikiyüzlülük içindedir.
Bu bir yıl içinde hiçbir somut olumlu adım atılmamıştır.
SDP 4. KONFERANS
KARARLARI
1) SOSYALİSTLERİN BİRLİĞİ VE İTTİFAK KONUSUNDA KARAR
2) SDP’NİN SINIF ÖRGÜTLENMESİNE İLİŞKİN KARAR
3) SDP’NİN YENİDEN YAPILANMASI VE KADRO POLİTİKASI ÜZERİNE KARAR
4) CİNSEL TACİZ KRİZİ İLE İLGİLİ ÖZELEŞTİRİ
KARARI
5) TOPLUMSAL BİR ÜRETİM OLARAK ‘SANAT’ ÜZERİNE KARAR
6) SOL İÇİ ŞİDDET ÜZERİNE KARAR
SDP GENEL BAŞKANI
RIDVAN TURAN'IN
4. OLAĞAN BÜYÜK
KONGRE KONUŞMASI
Yurtdışından
ve yurtiçinden kongremize katılarak güç veren sevgili dostlar,
değerli konuklar, Basının değerli temsilcileri, Sosyalist demokrasi
bayrağını bugünlere taşıyan partili yoldaşlarım! Erkek egemenliğine
karşı savaşan kadınlar, Taksim 1 Mayıs direnişlerinde, Tekel
işgallerinde, IMF barikatlarında devrim ve sosyalizm şiarını
yükselten, gazın tozun dumanın içinde kızıl bayrağı burjuvazin
burçlarına dikme andı içen Dev Genç’liler, Ülkenin dört bir yanında
demokratik lise mücadelesini omuzlayan, eşit parasız bilimsel ve
anadilde eğitim şiarıyla Ankara’ya akan Dev-Lis’liler, Kâh makine
başında, kâh direniş meydanlarında kâh grev çadırlarındaki
Devrimci-İşçiler Evlatları cezaevinde olan aileler, Hepinizi en
devrimci duygularımla ve yeni bir dünyanın mutlaka kurulacağına olan
inancımla içtenlikle selamlıyorum. Merhaba…
SDP 4. OLAĞAN BÜYÜK
KONGRESİ
Sosyalist
Demokrasi Partisi (SDP) 4. Olağan Büyük Konferans/Kongresi 29-30
Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara’da toplandı. Kongrede SDP Genel
Başkanlığına Rıdvan Turan yeniden seçildi. Nurettin Aldemir, Cansu
Akkılıç, Seher Tahran, Reha Keskin, Yılmaz Gürbüz’ün divan heyetini
oluşturduğu kongrenin ilk bölümünde SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan
ve SDP Onursal Başkanı Akın Birdal birer konuşma yaptılar. SDP 4.
Kongresinde yeni Parti Programı kabul edildi ve Parti Tüzüğünde
değişiklikler yapıldı. Kongrede ayrıca bir dizi karar tasarısı kabul
edildi.
■ 4.
KONFERANS/KONGRE FOTOĞRAF GALERİSİ
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
SİYONİST İSRAİL
DEVLETİ İLE HER TÜRLÜ ASKERİ, DİPLOMATİK, TİCARİ İLİŞKİ KESİLMELİDİR
“Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında
Gazze’ye insani yardım götürmekte olan barış yanlılarını taşıyan
Mavi Marmara Gemisinin de içinde olduğu 6 gemilik konvoya, dün gece
İsrail ordusunun savaş gemileri eşliğinde düzenlediği operasyon
sonucunda en az 16 kişi öldürülmüş, onlarca insan yaralanmıştır.
Siyonist İsrail devleti tarafından gerçekleştirilen bu alçakça
saldırı, ne ilk ne de sondur.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
BAŞBAKANIN CAHİLCE
AÇIKLAMASI MADENCİ KATLİAMINI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTIR
CEVABIMIZI GENEL GREV
VE GENEL DİRENİŞLE VERELİM
Bugün 30 maden emekçisinin ölümü karşısında başbakanın açıklamaları
dehşet verici olmasının yanında sermeyenin işçi düşmanlığı
konusundaki yaklaşımlarının açık göstergesidir. 30 işçinin ölümü
başbakan tarafından olağanlaştırılmak istenmektedir. Başbakanın
Zonguldak’ta, madende çalışanların grizu gerçeğini bilerek işe
girdiğini ve bu durumun bu insanların kaderi olduğu yolundaki
açıklamaları utanç vericidir. Haksız ve insafsızdır. Başbakan
insanların yoksulluk nedeniyle girmek zorunda kaldıkları 500
metrelik ölüm kuyularındaki iş güvenliğini sorgulayacağına bu işi
kader diyerek meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
MÜCADELE İÇİN BİRLİK, BİRLİK İÇİN MÜCADELE, DEVRİM İÇİN SOSYALİST
DEMOKRASİ
6. Parti Meclisi kararıyla bu slogan, SDP 4. Büyük Kongre ve
Konferansının sloganı oldu. SDP’nin güncel durumuna en uygun düşen
slogan olmasının dışında, SDP’yi var etmiş olan Kurtuluş geleneğinin
tarihine de atıfta bulunuyor bu slogan. SDP, 4. Kongresi
vasıtasıyla, kaybettiği geçmişi ve kazanmaya çalıştığı geleceği
arıyor. SDP bugün, kuruluşunun hemen ardından başlamış olan kriz ve
ayrışma süreçlerini, birliği amaçlayan partinin bileşenlerine kadar
kolayca ayrışmasını ele alıyor ve değerlendiriyor.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
BU SALDIRI TÜM
ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNEDİR
Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e Samsun’da Adliye önünde
yapılan saldırı, yalnızca Kürt halkına değil, Türkiye’nin tüm
özgürlük ve demokrasi güçlerine bir saldırıdır. Polisin seyrettiği,
Valinin anında “bireysel” olduğuna karar verdiği saldırının planlı
ve organize olduğu, bu faşist saldırıya zeminin devlet tarafından
hazırlanmış olduğu gün gibi ortadadır. Ahmet Türk’ün BDP’li
milletvekilleriyle birlikte izlediği dava, Muş’un Bulanık ilçesinde
geçen Aralık ayında DTP’nin kapatılmasını protesto eden halka ateş
açarak iki kişinin ölümüne neden olan ve çevrede JİTEM işbirlikçisi
olarak bilinen Turan Bilen’in ve kardeşinin yargılandığı dava,
“güvenlik” gerekçesiyle Muş’tan Samsun’a alınmış bir davadır. Gazi
davası gibi, Uğur Kaymaz davası gibi örneklerde açıkça görüldüğü
gibi, “güvenlik” gerekçesiyle başka illere alınan davalar,
duruşmaların “güvenli” bir biçimde yapılmasına değil, duruşmaları
gözden ırak tutmak için mağdur yakınlarının ve savunucularının
“güvenliklerini” tehlikeye atmaya hizmet etmektedir. Bu uygulama
belirli davalarda bir devlet politikası haline getirilmiştir.
Samsun’da Ahmet Türk’e yapılan saldırı, bu devlet politikasının
doğrudan sonucudur.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
EĞİTİM SİSTEMİ
ÖLDÜRÜYOR, KARŞI ÇIKAN ÖĞRENCİ COPLANIYOR
Bugün Ankara’nın merkezi Sakarya Meydanında, sınav ve dershane
sistemini protesto eden Dev-Lis’li (Devrimci Liseliler) öğrenciler,
emniyet güçlerinin saldırısına uğradılar. 1,5 milyonu aşkın
öğrencinin “iyi bir üniversiteyi” kazanıp geleceklerini
kurtarabilmek için ter döktüğü Yükseköğretime Geçiş Sınavının (YGS)
yapıldığı gün, öğrencileri deneme tahtasına çeviren sınavların
kaldırılmasını, bu sınavlarda başarılı olmak için onları binlerce
lira ödemek zorunda bırakan ve “yarış atına” dönüştüren
dershanelerin kapatılmasını isteyen öğrencilere bugün Ankara’nın
merkezinde çevreden izleyenleri bile isyan ettiren bir şiddet
uygulandı. Kendi geleceklerine ilişkin sözlerini söylemek isteyen
15-16 yaşlarındaki gençlere, polis müdürünün televizyon kameralarına
yansıyan sözcüğüyle “eşkiya” muamelesi yapıldı. Dün de İzmir’de
Gümrük semtinde bir protesto gerçekleştiren Dev-Lis’li öğrenciler ve
SDP İzmir İl Başkanı Semra Uzunok polisin sert müdahalesiyle
gözaltına alınmışlardı.
SDP
PARTİ MECLİSİ:
12 EYLÜL
ANAYASASI ÇÖPE, 12 EYLÜL DARBECİLERİ YARGI ÖNÜNE
Yürürlükte olan 82 Anayasası
“sermaye, militarizm, Türk, sünni ve erkek”
olmak üzere başlıca beş egemenliğe
dayanıyor. Bunların egemenliğine karşı tutum geliştiremeyen hiçbir yeni
anayasanın işçilerden, emekçilerden, Kürtlerden, etnik azınlıklardan,
kadınlardan yana olması mümkün değildir. Demokratik, özgürlükçü,
eşitlikçi ve katılımcı bir anayasanın temeli bu egemenlik biçimlerine
karşı durmayı gerektirir.
SDP 6.
PM POLİTİK DURUM DEĞERLENDİRMESİ:
BU
YAKLAŞIMLA, MİLLİ GURUR DEDİĞİNİZ ŞEY SONSUZA KADAR İNCİNMEYE DEVAM
EDECEKTİR
Bu şantajların en önemlisi, geçtiğimiz günlerde başbakanın Türkiye’de
kaçak yollarla çalışmakta olan 100 bin Ermeni’nin sınır dışı
edilebileceği tehdididir. Başbakan Ermeni’lere ne kadar olumlu
yaklaştıklarını Türkiye’de kaçak çalışmakta olan Ermeni’leri örnek
göstererek yapmış olsa da siyaseten bu tutumun doğrudan karşılığı yeni
bir tehcir politikasından başkaca bir şey değildir. Başbakan kendini,
bugünkü Ergenekoncuların ataları olan Talat paşaları savunmak zorunda
hissediyor ve bu yolla kendisini bir yandan mücadele ettiği Ergenekon
çeteleriyle aynılaştırmış oluyor.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN'IN TEKEL İŞÇİLERİNE MEKTUBU:
İŞÇİ
SINIFINA VE EZİLENLERE CESARET VERDİNİZ
Sizler Zonguldak maden işçilerinin görkemli
direnişinin ardından belki de son yirmi yılın en büyük işçi direnişini
gerçekleştirdiniz. AKP hükümetinin işinizi, aşınızı ve geleceğinizi
elinizden almasına sessiz kalmayarak, sistemin başkenti Ankara’nın
merkezini günlerce işgal ettiniz. Sesinizi duymak istemeyenlere inat,
sesinizi tüm Türkiye ve dünya kamuoyuna; hem de günlerce duyurmayı
başardınız. Bu vesileyle sizleri bir kez daha kutluyorum.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
AYNI TEHCİR
ZİHNİYETİ, AYNI IRKÇI GELENEK
Başbakan Erdoğan İngiltere gezisinde BBC’ye verdiği mülakatta Ermeni
göçmen işçileri, gerekirse ülkeden göndereceğini açıkladı. Başbakan
aynı açıklamayı, Britanya başbakanı Brown ile düzenlediği ortak
basın toplantısında da yineledi. ABD Temsilciler Meclisi
Dışilişkiler Komitesinin ardından İsveç Parlamentosunda Ermeni
soykırımının tanındığı, İngiltere, İspanya ve Almanya
parlamentolarında da benzer tasarıların gündeme geleceği bir
dönemde, BBC muhabirinin “Türk dış politikası sıkıştı mı?” “Türkiye
komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen ama dünyanın geri
kalanıyla kavgalı bir ülke tablosuna mı geliyor?” sorusu üzerine
Erdoğan’ın sarfettiği sözler ırkçı ve faşist bir zihniyeti
yansıtmaktadır.
SDP
5. PM Politik Durum Değerlendirmesi
Sınıf mücadelesinin bütünlüklü bir süreç olduğuna
ilişkin sahip olduğumuz politik tespitleri, Tekel direnişi sayesinde
geliştirdiğimiz pratik eylemlerle sınama olanakları elde ettik. Kürt
ulusal mücadelesi ile işçi sınıfı mücadelesi arasındaki, bizim için
kısmen varsayımsal olan diyalektik ilişkiyi, pratiğimizle hayata
geçirmek için adımlar attık. Tekel direnişi nedeniyle yaptığımız
dayanışma eylemlerindeki ajitasyon ve propagandamızı “işçi sınıfının
birliği ve hakların kardeşliği” ekseninde antişovenist birleşik bir işçi
sınıfı mücadelesi perspektifiyle ele aldık. Bu yaklaşımın işçilerden
azımsanmaz bir destek gördüğüne tanık olduk. Bu yaptıklarımızı daha önce
yapmamış olmamızı da geçmiş dönemin bakiye defterine bir eksi hesap
olarak kaydettik.
SDP genel başkanı Rıdvan Turan Tekel
işçilerinin
direnişini selamladı

SDP Genel
Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye'nin çeşitli illerinden gelerek Ankara'da
Türk-İş genel merkezinin önünde direnişlerini sürdüren Tekel işçilerini
ziyaret etti. Parti üyeleri ve gençlerin eşliğinde, işçilerin kurdukları
çadırları gezen Turan, Adıyaman çadırında, işçilerin isteği üzerine
Direniş Günlüğü defterine hatıra notu yazdı. Çadır ziyaretlerinden sonra
işçilere bir konuşma yapan Rıdvan Turan Tekel işçilerinin direnişinin
işçi sınıfının mücadele tarihine altın harflerle şimdiden yazılmış
olduğunu belirtti. Konuşması "Zafer direnen emekçinin olacak", "Yaşasın
işçilerin birliği halkların kardeşliği" sloganları ile kesilen SDP genel
başkanı "Tekel direnişi işçilerin birliğinin, halkların kardeşliğinin çok değerli bir
okulu oldu." dedi.
SDP GENEL
BAŞKANI RIDVAN TURAN:
MEVZİLERİMİZİ TERK ETMEYELİM!
ÇÖZÜMÜ DE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ DE ÇIKIŞ NOKTASINDA
KARŞILAYALIM
Meclis egemenlerin bir lütfu değildir. Hatırlanacaktır, meclise bin
türlü üçkâğıtçılığa, seçim hilesine rağmen girdik. Adeta tünel
kazarak girmiştik meclise. Seçim sürecinde köy köy, kasaba kasaba ne
kadar özveriyle çalışıldığını hatırlayalım. Halklarımızın meclise
girişten beklediklerini ve duydukları coşkuyu hatırlayalım.
SDP PARTİ MECLİSİ:
Açılım sürecinde hükümetin izlediği yol ve
yöntemler,
Kürt sorununun demokratik çözümüne ve barışa
değil,
halkların birbirine düşürülmesine ve savaş
araçlarının ön plana çıkarılmasına hizmet etmiştir
DTP’nin kapatılması, Kürt sorununda onyıllardır
sürdürülen şiddete ve imhaya dayalı çözümsüzlük politikasından bir milim
bile sapılmak istenmediğinin açık göstergesi olmuştur. DTP’nin
kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali olmuştur.
DTP’nin kapatılması bir sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir.
Kürt halkının demokratik haklarını içermeyen açılımlardan bir sonucun
çıkmayacağının devlet katında da görülebilmesi için daha kaç yıl
geçmesi, kaç askerin, kaç gerillanın, kaç Aydın’ın, kaç Serap'ın ölmesi
gerekmektedir?
PKK'yi Dağdan İndiremeyen Devlet
DTP'yi Dağa Çıkarmaya Çalışıyor
DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali
olmuştur. Şimdi durum büsbütün değişmiştir. DTP’nin kapatılması bir
sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Barışa ve demokrasiye
yönelik kırıntı halindeki ümitlerin de sona ermesi demektir.
Oysa açılım başarıya ulaşmış olsaydı bugün 7 asker, Aydın ve Serap
ölmeyecekti. Binlerce kişi göz altına alınmamış, yüzlercesi
tutuklanmamış olacaktı. Memleket yangın yerine dönmemiş, savaş
lobilerine sonsuz hareket alanı oluşturulmamış olacaktı.
Sermaye ve Devlet Öldürüyor!
Bursa'nın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde iş cinayetlerine bir yenisi daha
eklendi. 19 işçinin yaşamını yitirdiği faciada yine aynı senaryo
sahneleniyor. Olay yerine gelen yetkililer üzüntülerini paylaşıp baş
sağlığı diliyor. Yapılan açıklamaların hemen hepsinde ölümlerin
yaşanmasında ihmal olup olmadığının araştırılacağı belirtiliyor. Öyle
görülüyor ki facianın sorumluluğu ya birkaç kişinin üzerine yıkılıp
maden ocağını işleten firmaya göstermelik cezalar verilecek ya da yine
bir oldu bittiye getirilip bu kadarı bile yapılmayacak.
Açılımın Altında Kalanlar Faturayı
Kürt
Halkına ve Sosyalistlere Çıkarıyor
Açılım devlet ve hükümet
yetkililerince Kürtsüz ve Kürtlere rağmen sürdürülmek istenmiş, bu
konuda halkın en küçük itirazı şiddetle bastırılmıştır. Bu itirazın
bedeli ölümler, yüzlerce gözaltı ve tutuklamadır. Azgın saldırı ve
tutuklama teröründen SDP de üzerine düşeni almış ve iki üyesi
tutuklanmıştır.
Tepeden tırnağa silahlı olan kontrgerilla
timleri tutuksuz yargılanırken, cuntacı generaller evlerine
gönderilirken, dahası Ceylan’ın failleri bulunamamış, Uğur’unkiler
serbest bırakılmışken, DTP genel merkezi ve il ve ilçe örgütleri
kurşunlanır ve ateşe verilirken, tek suçları barışı savunmak olan SDP
üyelerinin tutuklanmasının vicdani ve kanuni bir açıklaması yoktur.
DTP Kapatılamaz!
Eğer DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik
siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. Anayasa
Mahkemesinin talebine rağmen parti kapatmayla ilgili yasa değişikliğini
gerçekleştirmekten özenle kaçınan hükümet, aylardır “açılım” diye diye
barış ve demokratikleşme doğrultusunda hiçbir somut adım atmadan şoven
ve ırkçı tepkinin yükselmesine yol vermekte ve Kürt özgürlük
mücadelesini geriletebilmek için sonu iç savaşa varabilecek tehlikeli
oyunlardan medet ummaktadır.

Valiliğe göre 'Paşa
paşa yargılansın' diyen SDP yargıya müdahale etti!
Gazeteler ve internet sitelerinde neredeyse her gün
çok gizli belgeler ve yasadışı dinleme kayıtları çarşaf çarşaf
yayınlanırken SDP'nin 'Paşa paşa yargılansın' afişi Yargı'ya müdahale
gerekçesiyle yasaklandı.
Faşist Provokasyonu
Lanetliyoruz
Saldırı DTP konvoyuna değil barış ve demokrasi
taleplerine yöneliktir. Saldırı, savaş isteyen, akan kanın sürmesini
isteyen, halkları birbirine kırdırmak isteyenlerin saldırısıdır. İl
binası önündeki toplantıya panzerleri ve yüzlerce polisiyle dahil olan
İzmir emniyeti birkaç saat süren saldırıyı sadece izlemiş ve seyirci
kalmıştır. Yapılan bir linç provasıdır. Bu saldırı Türk ve Kürt
halklarının kardeşliğine ve bir bütün olarak devrimci hareketin
meşruiyetine yönelik saldırıdır.
Çiçek serbest, SDP afişleri tutuklu!..

“Kağıt
parçası değil cunta belgesi, genelkurmay başkanı görevden alınsın”
ibareli SDP afişlerinin yapılması “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”
gerekçesiyle
yasaklandı. Manzaraya bakar mısınız?
Genelkurmay darbeci, yargı işbirlikçi, başbakan seyirci, SDP suçlu!..
Neden? Başbakana ‘genelkurmay başkanını görevden al’ demiş, bununla da
yetinmemiş ‘genelkurmay başkanı paşa paşa yargılansın’ demiş. Dün
gazetemiz kapatılmıştı, bugün afişlerimiz yasaklandı. SDP
yıldırılamayacak, darbecilere, cuntacılara, çetelere karşı mücadelesi
sürecek.
Dile Getirilenler Gaf Değil CHP'nin Gerçekliğidir
Onur Öymen tarafından
Dersim katliamı ve Şeyh Sait isyanıyla ilgili dillendirilen cümleler
bir gaf ya da dil sürçmesi değildir. Onur Öymen Kürt sorununa
devletin nasıl yaklaşması gerektiğini anlatmaya çalışırken, daha net
anlaşılsın diye bir teşbihte bulunmuş ve fena hata yapmıştır. Hata
teşbihte değil, kendi gerçek niyetlerini ve olaylara yaklaşımını ele
vermesindedir. Onur Öymen CHP’nin resmi politikasını açıklamıştır:
geçmişte katlettik şimdi de katletmeliyiz. Onur Öymen haklarını
arayanlara, demokrasiden ve özgürlükten yana olanlara, resmi devlet
politikaları dışına çıktıkları anda nelerle karşılaşacaklarını
Dersim katliamı örneğini vererek göstermiştir. CHP’nin ezilenlere
düşman bir devlet partisi olduğu gerçeğini ifşa etmiştir ve bizce de
iyi etmiştir.
Kürt Sorununun Çözümü Genelkurmayla Değil Kürt Halkıyla
Mutabakattan Geçer
Biz bugün askere neden darbe planlıyorsun, cunta tertipliyorsun
demiyoruz. Biz başbakana sesleniyoruz ve diyoruz ki: Görevini yerine
getir ve genelkurmay başkanını görevinden al. Açık bir cunta
oluşumunun gözler önünde olduğu bir ortamda, beğenilsin ya da
beğenilmesin halkın oyarıyla getirdiğini alaşağı etmek için yasadışı
bir tertip söz konusu olduğunda yapman gereken şeyi yap. Bu senin
tercihin değil yasal sorumluluğundur. İdari bir tedbir olarak
genelkurmay başkanını ve belgeyi hazırlayanları görevinden al.
SDP 4.
KADIN KONFERANSI:
"Erkek, Devlet
Şiddetine Karşı Susmuyoruz!" 
SDP IV. Kadın Konferansı, 24-25 Ekim 2009
tarihlerinde çeşitli illerden 65 kadının katılımıyla İstanbul’da
gerçekleştirildi. Kadın Konferansı öncelikle, yıllardır birlikte
mücadele ettikleri ve bugün cezaevinde bulunan DÖKH’lü, KESK’li tüm
tutuklu kadınları selamladı, en kısa zamanda salıverilmelerini talep
etti. Konferans, yapılan değerlendirmeler ışığında önceki konferans
kararlarının bugün hala geçerliliğini koruduğundan hareketle bu
kararları geçerli belgeler olarak onayladı. Buna ek olarak, “Erkek,
devlet şiddetine karşı susmuyoruz!” şiarıyla güncel değerlendirmeler
doğrultusunda "Parti içi kriz ve kadın politikalarımız",
"Örgütlenme", "Kadına Yönelik Şiddet ve Cinsiyetçilik", "Kadın Barış
Hareketi İçin", "Anayasa ve Kadınlar", "Ekonomik Kriz ve Neoliberal
Politikalar Karşısında Kadınlar" başlıkları altında kararlar aldı.
Kürt Kardeşime Dokunma!
Bütün bu ırkçı saldırıların ardında faşist MHP
ve CHP’nin tutumlarının olduğu kadar hükümetin süreci kesintiye
uğratmasının da etkisi vardır. Kürtlere ve DTP’ye yönelik saldırılar
sıradan öfke patlaması olarak değerlendirilemeyecek kadar
tehlikelidir. Açılımın bu kesintiye uğrayan evresinde inisiyatif
savaştan beslenen şovenist ve ırkçı kesimlerin eline geçmiştir.
Diğer yandan hükümet ortaya koyduğu bu tutumla açılımdan Kürtlerin
teslim alınmasını anladığını göstermektedir. İnsanların savaşın
biteceğine olan özlemleri nedeniyle yaptıkları kutlamalara karşı
takınılan tutum, pişmanlık dayatmaları, tehditler ve saldırılar bu
durumun kanıtıdır. Hükümet, Kürtlerin uğrunda bedel ödedikleri
haklarını, bir açılım süreci başlatıldı diye bırakarak teslim
olmayacağını iyi bilmelidir.
|