Türkiye son
yılların en derin kaosunu yaşıyor. Çözüm vaatleriyle işbaşı yapan
hükümetlerin başarısızlıkları, başta verdikleri sözü unutmaları her
defasında ülkeyi bir öncekinden daha beter bir kirli savaş sarmalına
mahkum ediyor. Çözümsüzlüğün yarattığı derin sosyal sorunlar
tüm yaşamı felç ediyor.
Bir yılı aşkın
bir süre önce başlatılan açılım sürecinin başarısızlığı bugün yaşanılan
kaosun en önemli sebebidir. Başbakanın ve cumhurbaşkanının Kürt
sorununda iyi şeyler olacak söyleminin içinin ne kadar boş olduğu tüm
kamuoyu tarafından görülmüş durumdadır. Hükümet bir yıldan beri açık bir
ikiyüzlülük içindedir. Bu bir yıl içinde hiçbir somut olumlu adım
atılmamıştır. Operasyonlar aynen sürdürülmüş, minik Ceylan’lar ve daha
niceleri devlet güçleri tarafından katledilmiş, Kürt halkının seçilmiş
temsilcileri neyle suçlandıklarını dahi bilmeden tutuklanmış,
cezaevlerine doldurulmuşlardır.
Bu yaklaşımların
barış getirmeyeceği açıktı. Sürecin başında Türkiye, ABD ve Irak
arasında sürdürülen görüşmelerin sonucu olarak gündemleştirilen açılımın
barışçıl bir sonuç doğurmayacağını, barışın ancak Kürt halkının muhatap
alınmasıyla mümkün olacağını belirtmiştik. Kürt sorununun ancak
Kürtlerle çözüleceğini, ABD ile ya da başka güçlerle Kürt sorununu
çözmeye çalışmanın da çözüm için göstermelik adımlar atmanın da daha
derin bir çatışma ortamını doğuracağını vurgulamıştık.
İşte tekrar
başlanılan noktadayız. İşte tekrar Kürt ve Türk gençleri kara toprağa
düşmeye başladı. Tekrar köyler birbiri ardına ateşe veriliyor, uçaklar
dağları taşları bombalıyor.
Tüm bunlar
yaşanırken başbakan“PKK silah bırakırsa, operasyonlar da minimize
edilebilir” gibi absürd ve meselenin özünü kavramaktan uzak cümleler
kuruyor. Hükümet sözcüleri ‘tam işler iyi gitmeye başlarken bir terör
sorunuyla karşılaşıyoruz’ diyebiliyorlar.
Hiçbir şey iyiye
gitmiyordu. Var olan şey sizin ikiyüzlülüğünüze Kürt halkının artık
yeter demesidir.
Hükümet siyasi
sorumlulukla değil, ‘ne kadar kandırabilirsem kârdır’ anlayışıyla soruna
yaklaşmıştır. Çatışmaların ve ölümlerin sorumlusu hükümetten başkası
değildir.
O nedenle hamasi
nutuklar atmanın, ‘terör neden hortladı’ edebiyatına sarılmanın, sahte
taşeronluk tartışmalarıyla kamuoyunu meşgul etmeye çalışmanın anlamı
yoktur.
Gerçekten çözüm isteniyorsa operasyonlar
ivedilikle durdurulmalı, Kürt halkının eşitlik ve demokrasi taleplerine
karşı üç maymunu oynama politikaları terk edilmeli ve meselenin
muhataplarıyla çözüm için temaslar sağlamalıdır.