SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

MEVZİLERİMİZİ TERK ETMEYELİM!

ÇÖZÜMÜ DE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ DE ÇIKIŞ NOKTASINDA KARŞILAYALIM

17 Aralık 2009 

  

Anayasa Mahkemesinin kararıyla DTP grubu düşmüş oldu. Vekiller önce meclis çalışmalarına bundan böyle katılmayacaklarını ilan ettiler, ardından Diyarbakır’da toplanan Demokratik Toplum Kongresi’nde çıkan eğilim gereğince vekilliklerden istifa etme kararı aldılar. İstifa süreci sanırım başlamış durumda.

Sözü dolandırmanın anlamlı olacağı kanısında değilim, o yüzden son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim: meclisten ve vekillikten çekilme kararı hatalı bir taktik adımdır.

İtirazları duyar gibi oluyorum.

“Parlamento bizi hazmedemedi, DTP'nin parlamentoda olmasından faydalanılamadı, hukuki ve adil olmayan bir kararla partimiz kapatıldı” denecek. Elhak doğrudur tüm söylenenler.

Zaten süreci tahlil etmekte değil, tahlili siyasi sonuca götürmekte farklı yaklaşımlar var.

DTP'nin kapatılmasıyla birlikte son günlerde pek çok köşe yazarında bir DTPseverlik gelişti.

Herkes bir anda DTP’nin öneminin farkına vardı. Doğrusu gözlerimiz yaşardı.

Parlamenter demokrasinin önemine sonuna kadar inanan bu zatı muhteremler, dün DTP’yi yerden yere vururken, ve daha beteri DTP’ye yönelik kampanyaları hemen hiç eleştirmezken, yer yer linç kampanyalarına katılırken, DTP kapatıldığında DTPsever kesildiler.

Ben ne parlamenter demokrasinin nihai çözüm olduğunu düşünenlerdenim ne de meclisin yarattığı demokratik yanılsamaya inananlardanım. Bizimkileri bir yana koyduğumuzda, meclisin halklarımızın meclisi olmadığını, bir avuç tekelci kapitalistin, emperyalist yalakanın, militaristin, savaş ve kan tüccarlarının temsilcisi olduğunun farkındayım.

Buna karşın mecliste yer almama kararını doğru bulmuyorum.

Benim gerekçelerim son derece basit:

DTP kapatıldı ve vekiller meclisten ayrıldı. Peki yeni parti (Barış ve Demokrasi Partisi) meclise girmek gibi bir amaca sahip olmayacak mı? Örneğin önümüzdeki seçimlerde BDP seçimi boykot mu edecek? Bundan sonraki strateji genel seçimleri ve meclisi boykot etmeye mi yöneliktir? Pek zannetmiyorum. Peki o zaman yarın tekrar girmeye çalışacağımız kapıdan bugün neden çıkıp gidiyoruz. Yapacaklarımız bitti mi?

Denebilir ki “bizim barış çağrılarımıza cevap vermediler ve muhatap olarak görmediler ve biz de çıktık, gittik.” Peki BDP’yi gelecek parlamentoda bağırlarına basacaklarının garantisi var mı? Mesela burjuva partileri “yav ne iyi ettiniz de geldiniz, sizi çok özlemiştik” mi diyecekler.

Elbette hayır.

Tarihsel ve siyasal olarak bütün gericiliğine karşın o mecliste olmanın gerekliliği ortadadır. Hâlâ meclis bir savaş ve çatışma meclisi olarak duruyorken, savaşa ve çatışmaya tam da kaynak aldığı yerden hayır demek önemli değil midir?

Geniş kitleler savaş politikalarıyla aptallaştırılmışken, çıkıp gerçekleri haykırmak gerekmez mi?

Grup şimdiye kadar demokratikleşme konusunda pek çok değerli çalışma yaptı. Bunların devamı gerekmez mi?

Açık söyleyeyim, o meclisten ayrıldıktan sonra, Muş'ta taranan insanlarımız için, Diyarbakır’da katledilen gencimiz için, içişleri bakanını ancak telefonla arayabilirsiniz. Ve ne olur biliyor musunuz? Telefonunuza dahi çıkmazlar. Mecliste önerge vermek düzeyinden neden telefonla dahi görüşememe düzeyine geriliyoruz? Bu bizim ne türden bir işimize yarıyor?

Alçak yer yiğidi hor gösterir demiş atalarımız. Devlette Kürt sorununu çözecek muhatap bulunamıyor derken telefona çıkacak muhatap bile bulunamaz hale gelmenin anlamı ne?

DTP grubu Anayasa Mahkemesinin partiyi kapatması durumunda parlamentodan çekileceğini açıkladığında, kararla birlikte 7 milletvekilinin siyasi yasaklı kapsamına alınacağı ve meclisteki vekillerin grup hakları ellerinden alınarak etkisizleştirileceği, mecliste bulunmalarının anlamsızlaştırılacağı öngörüsü ağırlık kazanmıştı. Devlet 22 Temmuz 2007 seçimlerinde de DTP grup kuramasın diye varını yoğunu ortaya koymuştu. Şimdi ortaya çıkan tabloda sistemin bu planını bozma, AKP’nin, CHP’nin, MHP’nin bu amaçlarına ulaşmalarını engelleme olasılığı vardır. Bu olasılığa sırt çevirmek doğru bir politika olmayacaktır.

Benim izlediğim kadarıyla meclisin ve vekilliğin terki içinde zımnen “barış için o kadar uğraştık, siz bize aldırış etmediniz” türü bir sitemi de içermekte.

Böyle bir duygu durumunun muhatabı kimdir? Sitem kime ve neden yapılıyor?

Sitemin duygusal bir yanı vardır.

Sitem bir hareketin üzüntü, alınganlık, kırgınlık duyguları uyandırdığını öfkelenmeden bağırıp çağırmadan ifade etme biçimidir.

AKP’nin MHP’nin CHP’nin ve toplamda sistemin yaptıkları bizde alınganlık ve kırgınlık duyguları mı oluşturuyor?

Başından dememiş miydik bu proje bir tasfiye projesidir diye?

Kürt kurumlarını dağıtmayı esas almıştır diye?

Somut durum yalnızca tespitlerimizi doğru çıkarıyor.

Düşmanlar düşmanlıklarını yaparlar, “siz neden düşmanlık yapıyorsunuz?” diye onlara bozulmanın alemi yoktur. MHP'si de, CHP'si de, AKP'si de savaş partileridir ve bu anlamda politik olarak düşmanlarımızdır.

Peki ne yapmalı?

Kurumlarımızı büyük bir kıskançlıkla savunmalı. Olduğumuz yerde olmaya devam etmeli.

Kalanlar meclisi terkimizden dolayı üzülmeyecekler, bu durum onları sevindirecek. Şu anda eminim ki savaş partileri zil takıp oynamaktadırlar.

AKP açılım sürecindeki beceriksizliğini DTP’nin sırtına yüklemeye çalıştı. CHP ve MHP açılımın “bir terörle müzakere” süreci olduğu iddiasını DTP ile temellendirmeye çalıştı. İnsanlarımız patır patır öldürülürken, kabahat DTP’de bulundu. İşte şimdi DTP yok, DTP sırtına yüklenen yükler ve sorumluluklarla birlikte meclisten ayrıldı. Oysa durup bu anlayışlarla mücadele etmek gerekmez mi?

Barışı tam da savaş meclisinde haykırmak gerekmez mi?

Meclis egemenlerin bir lütfu değildir. Hatırlanacaktır, meclise bin türlü üçkâğıtçılığa, seçim hilesine rağmen girdik. Adeta tünel kazarak girmiştik meclise. Seçim sürecinde köy köy, kasaba kasaba ne kadar özveriyle çalışıldığını hatırlayalım. Halklarımızın meclise girişten beklediklerini ve duydukları coşkuyu hatırlayalım.

Bu kadar çabanın sonucu böyle mi olmalıydı?

Hiç kuşkumuz yok meclisten ayrılan arkadaşlarımız dışarıda da son derece faydalı işler yapacaklar. Buna karşın neden kazanılmış olanı bırakalım?

Mevzilerimiz mücadeleyle kazanılmıştır ve meclis de demokrasi mücadelesinin mevzilerinden biridir. Mevzilerimizi bu kadar çabuk terk etmeyelim.

Vekilliklerden istifa etmeyelim, inadına mecliste kalalım ve yeniden grup kurmak için çabalayalım. Çözümü de çözümsüzlüğü de çıkış noktasında karşılayalım.