|
|
SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:
Teslimiyet Edebiyatını Bırakın!
Barış ve Kardeşlik için Açın Kapıları!
20 Ekim 2009
Abdullah Öcalan'ın
çağrısı üzerine
Kandil’den
ve Mahmur Kampı'ndan gelen 34 kişilik Barış Grubu, Habur
Sınır Kapısı'ndan
Türkiye'ye
giriş yaptı. Barış Grubunun gelişi, Kürt sorununun barışçıl, demokratik
çözümü yönünde umutları arttırmıştır. Bugün, çözüm her zamankinden daha
yakındır çünkü şimdiye kadar belirsizlik içinde kalan “demokratik
açılım” söyleminin hayata geçirilmesi için hükümete somut bir fırsat
sunmaktadır.
Barış Grubu, 90’lı yıllarda köyleri devlet güçleri tarafından
bombalananlardan, zorunlu göçü yaşayanlardan, bu baskıya ve çözümsüzlüğe
isyan ederek dağa çıkanlardan, yıllardır çok zor koşullarda yaşam
mücadelesi verenlerden oluşuyor. Ülke dışına çıkanlar bugün barış için,
barış umuduyla geri dönüyor. Sürecin önünü açmak için bir adım atıyor.
Bu uğurda bedel ödemeye hazır olduğunu söylüyor. Kürt halkının, barış ve
demokratik çözümde ne denli kararlı, iyi niyetli ve ısrarlı olduğunu
göstermeyi hedefliyor. Hükümet, her şeyden önce atılan bu adımı görmeli,
bu adıma aynı iyi niyetle cevap vermelidir!
Barış Grubu, beraberinde Kürtlerin demokratik çözüm ekseninde
taleplerini de beraberinde getirdi. Bu talepler, operasyonların
durdurulması, çözüm için diyalog, Kürt kimliği için anayasal güvence,
anadil ve anadilde eğitim hakkı, kültürel haklar, demokratik bir
anayasa, Kürt illerinde devlet şiddetine son verilmesi ve Öcalan’ın yol
haritasının açıklanmasını içeriyor. Hükümet, Kürt halkının bu
taleplerine kulak vermeli, “demokratik açılım” vaatlerinin içini
doldurmalıdır!
Diğer yandan Barış grubunun 5 üyesinin tutuklanma talebiyle mahkemeye
sevk edilmesi haksız ve adaletsiz bir tutumdur. Gerek hükümetin ve
gerekse basının bu konulardaki tutumu hala barışın dilini konuşmaktan
uzaktır. Giderek gelişmekte olan ve gelişmesi için Kürtlerin her türlü
özveriden kaçınmadığı barış adımlarının sağladığı olanak
görülmemektedir. Yaşanan bir teslimiyet değildir, özgürlük hareketinin
çaresizliği değildir. Demokratik siyasetin önünün açılması adımıdır.
Barış gruplarının gelişinin şenliklerle kutlanıyor olması hükümet ve
medya tarafından iyi anlaşılmalıdır. Dağa çıkan için değil, dağdan inen
için şenliklerin düzenlenmesi halkımızın ne denli barış ve çözüm yanlısı
olduğunu göstermektedir. Kürt halkı dağdan inen evlatlarını davul zurna
ile karşılamakta, dağdakileri de davul zurna ile çağırmaktadır. Hükümet,
devlet bu fırsatı iyi analiz etmeli, dikkatli adımlar atmalı, teslimiyet
edebiyatından vazgeçmelidir. Vazgeçmelidir ki, tersi yaşanmasın ve
Kürtler dağa çıkanlar için şenlikler düzenlemeye başlamasın...
Barış Grubunun ülkeye giriş yapması, bugün önümüze çıkan tarihi bir
fırsattır. Bu fırsatın nasıl değerlendirileceği süreci de
belirleyecektir. Pişmanlık yasasının dayatılması, Barış Grubu üyelerinin
tutuklanması, sürecin akamete uğratılması anlamına gelecektir. Kuşkusuz
bu durum Kürt halkı ve tüm emek, barış, demokrasi güçleri için büyük bir
hayal kırıklığı anlamına gelecektir. Bugün barış umutlarını söndürmeye
kimsenin hakkı yoktur. Hükümetin atacağı adım, sürece yön verecektir.
Hükümetin adımı, dönüşlerin önünü açabilir, süren kirli savaşa son
verebilir. Partimiz SDP, çözüm yönünde atılacak adımların kararlı bir
bileşeni ve destekçisi olacağını ilan eder.
Bugün barış Türkiye halkları için hem çok yakın hem de çok büyük bir
ihtiyaçtır. Bu nedenle, Sosyalist Demokrasi Partisi olarak hükümeti,
atılan bu adıma cevap vermeye, uzatılan barış elini tutmaya davet
ediyoruz. Eğer hükümet “demokratik açılım” söyleminde samimi ise barışa
doğru bir adım da kendisi atmalı, Barış Grubunun tümünü serbest
bırakmalı, samimiyetini göstererek dönüşlerin önünü açmalıdır.
Barış ve kardeşlik için açın kapıları...
|
|